İLETİŞİM

Alzheimer hastalığı ve diğer demans (bunama) hastalıklarında konuşma ( kelime bulmakta zorlanma, düzensiz ve anlamsız konuşma, tekrarların artması vb.) ve anlama bozuklukları sık görülür. Konuşarak iletişim gittikçe güçleşirken, bir gülümseme, omuza bir dokunuş veya kucaklama hastaya duyduğunuz sevgiyi göstermeye yetecektir. Tekrarlanan sorular sizin için sinir bozucu olabilir ama bunun hastalığın bir parçası olduğunu unutmayın. Hastanın söylemek istediğini anlıyorsanız, kullandığı yanlış kelimeleri düzeltmeye çalışmayın, bu hastanın kendini huzursuz, mahcup ya da sıkıntılı hissetmesine yol açar.

Alzheimer hastalığı olanlar, zaman ilerledikçe derecesi artan iletişim sorunları yaşarlar. İletişimden sorumlu beyin bölgelerindeki sinir sisteminin tahribatına bağlı olarak kişinin konuşmayı ya da yazıları anlama yeteneği azalır. Konuşma yetersizliğinin ilerlemesi ile gerginliğe, karmaşaya ve hatta zaman zaman öfkeye neden olan iletişim güçlükleri gelişebilir.

Demansı olan hastaların gereksinimleri ve istekleri karşılanmayabilir ve davranışları diğer insanlar tarafından yanlış anlaşılabilir. Bunun sonucu olarak da hastalar giderek kendilerini yalnız hissetmeye başlarlar. Hastalar kısa cümleler kurarak ve sınırlı kelime haznesi kullanarak konuşmaya başlayabilir, giderek daha az konuşup hatta konuşmaktan tamamen vazgeçebilirler. İletişimi geliştirmek için bazı yollar deneyebilirsiniz. Ancak bunları yaparken aşırı çaba göstermemeye, doğal olmaya özen göstermelisiniz.

Demanslı her kişi farklıdır ve her aşamada en çok işe yarayan iletişim yöntemini bulabilmek için çeşitli yollar denemeniz gerekir.

Sözlü iletişim kolaylaştırmak için;

Olumlu bir yaklaşım benimsemeye çalışın.Demansı olan kişi ile yüz yüze oturun ve onu konuşması için cesaretlendirin.

  • Hataları gereksiz yere belirtmekten kaçının.
  • Konuşma biçiminizi ve sesinizi, doğallığı kaybetmeden ayarlayın ve konuşma içinde yer alması için ona destek olun.
  • Demansı olan kişi, görme yeteneğinin bozulması, işitmesinin azalması ya da iyi oturmayan diş protezleri nedeniyle iletişim sorunları yaşayabilir. İletişimi etkileyen fiziksel sorunlar olmadığından emin olun.

Sözlü olmayan iletişim ve fiziksel temas;

  • Sözlü iletişim zorlaştıkça, daha çok sesi yükseltip alçaltmak, vurgusunu değiştirmek, göz teması, yüz ifadesi, vücudun durumu, işaret dili ve fiziksel temas gibi sözlü olmayan iletişime başvurduğunuzu fark edeceksiniz. Demansı olan kişiler bu tip işaretleri çok iyi yorumlarlar, ancak genellikle, konuşma hakkının kime geçtiğini belirleyen ince sinyalleri yorumlamakta güçlük çekerler. Bunun sonucu olarak, demansı olan kişiler konuşma sırasında birden araya dalabilirler, başkalarının sözlerini kesebilirler ve uygun zamanda yanıt veremeyebilirler.
  • Demansı olan kişi sizi anlayabilmek için, sesinize olduğu kadar yüz ifadenize ve hatta vücut pozisyonunuza dikkat edebilir. Bu son derece yararlı olmakla birlikte, söylediklerinizin beden dilinizle çeliştiği durumlarda yanlış anlamalara neden olabilir. Örneğin, siz “her şey yolunda, bu senin hatan değil” dediğinizde, sesinizin tonu ve yüz ifadeniz her şeyin yolunda olmadığını ve bu durumun canınızı sıktığını gösteriyor olabilir.
  • Demansı olan kişinin beden dilini yorumlamaya çalışın.
  • Söz almayı kolaylaştırmak için demansı olan kişi ile konuşurken göz teması sağlamaya çalışın ve gerekliyse elini tutun.
  • Fiziksel temas yoluyla destek verin ve hastanın rahatlamasını sağlayın.

Okuma, yazma ve resimler/semboller

Demansı olan kişinin bazen yazılı bir mesajı anladığını ancak söylediklerinizi anlamakta güçlük çektiğini ya da ne ifade ettiğini anlamadan bir yazıyı son derece doğru bir şekilde okuduğunu gözleyebilirsiniz. Aynı sembol farklı insanlar için farklı anlamlar taşısa da demansı olan pek çok hasta sembolleri ve resimleri anlar. Okuma, yazma ve resimler/sembolleri nasıl kullanabileceğimize dair aşağıda örnekler verilmiştir:

  • Demansı olan kişinin hala okuyabildiğini ve mesajların ne anlama geldiğini anlayıp anlamadığını düzenli olarak kontrol edin.
  • Gerekli şeyleri hatırlatmak için mesajlar bırakın. Gerekli yerlere, düşünülerek yerleştirilmiş kendinden yapışkanlı kağıtlar, kağıt sayfalar, silinebilir beyaz tahtalar ve küçük karatahtalar “kapıyı kilitlemeyi unutma” gibi bir takım mesajların bırakılması için son derece uygundur.
  • Çok soyut olmayan semboller kullanın ve anlamasını sağlamak için sembolleri, resimleri ya da fotoğrafları yazılı bir kelime ile birleştirin. Örneğin, tuvalet kapısının üzerine, tuvaleti ifade eden bir resim koyabilir ve altına yazı ile “tuvalet” yazabilirsiniz.

Oryantasyon (yer, zaman, kimlik tanımlama) bozukluğu

Demansı olan kişiler sıklıkla zaman ve mekan kavramlarında kargaşa yaşarlar. Kendi evinde kaybolma demansta sık karşılaşılan bir tablodur. İnsanlara, yemek yeme ya da uyuma zamanını gösteren “iç saat” de demanslı kişilerde bozulur. Çoğu hasta, evlerinin çevrelerinde yollarını bulamamaktan dolayı kaygı duyar. Demansı olan kişi, zaman ve mekan içinde uyum bozukluğu yaşadığını tam olarak bilmese de gün içinde bir programı olmadığından dolayı kaygılı ya da hiçbir şeyin tanıdık olmadığı, ona garip görünen bir ortamda bulunduğundan dolayı huzursuz olabilir.  Bu durumla başa çıkmak için;

  • Kişiye güven telkin edin. Demansı olan hasta için, sadece saatin kaç olduğunun ya da nerede olduğunun söylenmesinden ziyade, can sıkıcı bir şey olmadığının açıklanması çok daha güven vericidir. Örneğin, evde olmadığını düşünen bir hastaya zaten evde olduğu konusunda ne kadar ısrar ederseniz edin, size inanmayabilir. Bu durumda en iyisi, arkadaşları ve ailesi ile birlikte olduğuna inandırıp kaygılarını biraz hafifletmeyi denemektir. Bazı durumlarda, hastanın devamlı oturduğu koltuk gibi tanıdık bazı eşyalara dikkat çekmek yararlı olabilir.
  • Demansı olan hastanın zamanı anlamasını sağlayacak yollar bulmaya çalışın. Demansı olan kişinin “saat beşte” ya da “on dakika içinde” dediğinizde neyi kastettiğinizi tam olarak anlamadığını gözlemleyebilirsiniz. Zamanın aktığını ifade etmenin başka yolları da vardır. Günlük yaşama dayanarak da çeşitli yollar üretebilirsiniz: Örneğin, “kahveni bitirdiğinde” ya da “çamaşır makinesi yıkama işini bitirdiğinde” gibi.
  • Düzenli alışılagelmiş faaliyetler yaratın. Hastanızın zamanı izlemesini kolaylaştırmak için düzenli faaliyetler bulmanız bu sayede, günü bölümlere ayırarak bir program oluşturmanız mümkündür. Düzenli ve alışılmış bir yaşam günün bir sürprizler dizisi şeklinde geçmesini önleyeceğinden, endişenin azalmasına yardımcı olabilir. Kahvaltı sırasında, demansı olan kişi ile birlikte günlük işlerin listesi yapılabilir. Öğle yemeği sırasında bu tekrarlanabilir ya da her gün, aşağı yukarı benzer işler, herhangi bir yere kaydedilmeden yaptırılabilir.
  • Çevreyi demansı olan hastanın gereksinimlerine göre düzenleyin ve gereksiz değişikliklerden kaçının. Eşyaları her zaman aynı yere koyarak ve büyük değişikliklerden kaçınarak düzenli bir çevre oluşturmaya çalışmak iyi bir fikirdir. Kapıların üzerine resimler, işaretler ya da küçük notlar koymak, ortam tanıdık gibi gözükmese bile, demansı olan kişiyi evinde olduğu konusunda rahatlatacaktır. Demansı olan birini bir yerden başka bir yere götürmek oryantasyon bozukluğunu daha da artırır. Bu nedenle, ailenin diğer üyelerinin de bakıma katılması durumunda, demansı olan hastanın dönüşümlü olarak ev değiştirmesinden ziyade, bu insanların bakım için aynı eve gelmeleri daha doğru olur.

Yardımcı hatırlatmalar, notlar

Hastalığın erken evrelerinde, yani hastanın kelimeleri anlayabildiği dönemde; ne yapması gerektiğini, neler olup bittiğini ve oradaki insanların kimler olduğunu çeşitli vesilelerle hatırlatmak yararlı olabilir. Kapıların üzerine konan işaretler, neyin ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını açıklayan etiketler veya ALTLARINDA KİME AİT OLDUĞU yazan aile fotoğrafları hastanın zaman ve mekan bilincini korumasına yardım edebilir.

BELLEK KAYBININ İLERLEDİĞİ EVRELERDE İLETİŞİM ÖNERİLERİ

  • Her zaman iletişime kendinizi tanıtarak başlayın.
  • Anlaması için ona zaman bırakın.
  • Olumlu beden dili ile sürece katkıda bulunun.
  • Fotoğrafların üzerine etiket yapıştırmak gibi çözümlerle işi pratikleştirin.
  • Eşya ve mekânlara etiket koyun.
  • Kafa karışıklığı yapacak eşyaları ortamdan uzaklaştırın.
  • Listeler, notlar, takvimler, çalar saatler vs. gibi anımsatıcılar kullanın.
  • Kaybolma olasılığına karşı üzerinde bileklik, kolye, giysi etiketi vb. bulundurun.
  • Elinizde yenilerde çekilmiş bir resmini bulundurun ki kaybolma vb. durumlarda ihtiyacınız olacaktır.
  • Hastanın zaman zaman farklı yerlerde misafir kalması gerekiyorsa, kullanmaya alışkın olduğu bazı eşyalarını da beraberinde götürmesini sağlayın (örneğin; yatak örtüsü, yastık, resimler gibi).

DAVRANIŞ PROBLEMLERİ OLAN HASTALARLA İLETİŞİM

Hırçınlık, saldırganlık, ısrarcılık, uygunsuz davranışlar, hayal görme, sanrılar, uyku bozuklukları, duyarsızlık, içe kapanma vb. davranış problemleri baş gösterdiğinde;

  • Öncelikle problem hastalıktan kaynaklanıyor, hastadan değil !!! Bu gerçeği kabul edin.
  • Her koşulda olabildiğince sakin olun.
  • Suçlamaları veya uygunsuz talepleri kesinlikle üzerinize alınmayın.
  • Suçlamayın, suçlanmayın ve kendinize bunun hastalıkla ilgili olduğunu sürekli hatırlatın.
  • Olaylar veya sözleri hastanın geçmiş kişiliği ya da yaşanan olaylarla ilişkilendirmeyin.
  • Ona sorunu algılaması ve sizinle işbirliği yapması için zaman tanıyın.
  • Aktif veya pasif olarak cezalandırmayın.
  • Mizah gücünüzü yardıma çağırın…
  • Olayın gerçekçi bir sebebi olabilir. Örneğin; açlık, susuzluk, engellenmişlik, can sıkıntısı, mahremiyeti koruma isteği veya yalnızlık korkusu gibi …
  • Dış uyaranları azaltın.
  • Her koşulda onu anladığınızı hissettirin.
  • Becerebilirseniz konuyu değişirin
  • Ortamı yeniden düzenleyin;
    • Televizyonu fişten çekin
    • Gerekiyorsa aynaları kapatın
    • Resimleri ortadan kaldırın
    • Gereksiz/zarar verebilecek eşyaları ortadan kaldırın.
  • İş-uğraş gibi etkinliklerle dikkatini başka yöne çekin.
  • Güven duygusunu her fırsatta pekiştirin.