11Ağu

Alzheimer Hastalığı ve Beslenme

Uzm. Dr. Muhammet Cemal KIZILARSLANOĞLU, Prof. Dr. Mustafa CANKURTARAN
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Geriatri Bilim Dalı

Tüm dünyada beklenen ortalama yaşam süresi uzamakta ve bununla birlikte ileri yaşta karşılan medikal problemlerle mücadelelerin önemi de artmaktadır. Bu problemlerden birisi de Alzheimer Hastalığı’dır. Bu hastalığın gelişmesinde bilinen en önemli risk faktörü ileri yaştır. Nöro-dejeneratif bir hastalık olan Alzheimer Hastalığı’nda kognitif fonksiyonlar bozulmakta ve bununla birlikte günlük yaşam aktiviteleri etkilenmektedir. Henüz bu hastalığın ilerlemesini durduracak veya gelişmesini önleyecek kesin bir kanıt bulunmamaktadır.

Vasküler risk faktörleriyle mücadelenin (diyabetes mellitus, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, hiperlipidemi, obezite gibi) Alzheimer Hastalığı gelişmesini önleyebileceğine dair bir takım veriler mevcuttur. Dolayısıyla bu mücadelede önemli bir yere sahip olan beslenme ve yaşam tarzı değişikleriyle Alzheimer gelişiminin önlenebileceği kesin olmamakla birlikte vurgulanmaktadır.

Diyetle alınan antioksidanlar, B vitaminleri, polifenoller, poliansature yağ asitleri (omega 3 yağ asitleri gibi) ve balık, sebze tüketiminin artırılmasının Alzheimer Hastalığı gelişmesi riskini azaltacağına dair epidemiyolojik çalışmalar olmakla beraber randomize kontrollü çalışmalarla henüz kanıtlanmış veriler bulunmamaktadır.

Diğer taraftan hastalığın ilerlemesiyle beraber birtakım beslenme sorunlarıyla karşılaşılmaktadır. Malnutrisyon riski bu hastalarda artmakta ve önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaktadır. Alzheimer hastalarında hastalıkla mücadele ederken bir yandan da malnutrisyonla mücadele edilmesi hem gelişebilecek ikincil sorunları önlemede hem de yaşam süresine katkıda bulunmada önemli bir adımdır.

Bu yazıda Alzheimer Hastalığı gelişiminde önemli bir yere sahip olan beslenmenin öneminden bahsedilip aynı zamanda hastalık seyrinde gelişebilen malnutrisyon mevcut bilgiler ışığında tartışılarak bu durumun nedenleri ve tedavisi üzerinde kısaca durulacaktır.

Beslenmenin kognitif fonksiyonlar üzerine etkisi

Yaşlanmayla birlikte kognitif fonksiyonlarda azalma olmaktadır. Bununla birlikte kognitif fonksiyonları etkileyen en önemli durumlar arasında çevresel, demografik, genetik ve sosyoekonomik faktörler yer almaktadır. Çevresel faktörlerden beslenmenin kognitif fonksiyonlar üzerinde etkileri olduğuna dair önemli veriler bulunmaktadır. Özellikle B vitamini, kafein, yağ asitleri ve vitamin D ile ilgili ilgi çekici sonuçlar bulunmaktadır.

Geleneksel Akdeniz tipi diyetle beslenmenin özellikle kardiyovasküler hastalık riskini, obeziteyi ve mortaliteyi azalttığına dair kuvvetli veriler mevcut, ancak bu tür beslenme modifikasyonunun kognitif fonksiyonlara olan etkisine dair yeterli sayıda kanıt bulunmamaktadır. Oleik asit, polifenoller, vitamin A, B, C, D ve E, omega 3 poli-ansature yağ asitleri, mineraller (demir, iyot, çinko gibi) ve aminoasitlerin nöronlardaki oksidatif stresi azalttığı, nöroinflamasyonu ve apopitozisi azalttığı ve dolayısıyla sağlıklı bir beyin oluşumuna neden oldukları vurgulanmaktadır. Bunun yanında besin içeriğinin nöronları akut ve kronik dönemde etkileyebileceğine dair kanıtlar da bulunmaktadır.

Beslenme ile Alzheimer Hastalığı oluşma riski arasındaki ilişkiyi inceleyen yeterli sayıda ve güçlü çalışmalar bulunmamakla beraber bazı çalışmalarda olumlu sonuçlar gösterilmiştir. Örneğin bir çalışmada vitamin C ve E’den zengin bir beslenmenin Alzheimer Hastalığı gelişmesi riskini azaltabileceği gösterilmiştir. Ancak, vitamin desteklerinin özellikle doğal yollarla karşılanması önerilmektedir.

Nöronların sağlıklı yaşlanabilmesi için vurgulanan yaşam tarzı değişiklikleri önerileri Alzheimer Hastalığı için de vurgulanmaktadır. Bunlar arasında en önemli olanları şunlardır. Doymuş ve trans yağ tüketiminin azaltılması, sebze ve meyve tüketiminin artırılması, doğal besin maddelerinden alınan vitamin E tüketiminin artırılması, vitamin B12 alımının artırılması, multi-vitaminler kullanılıyorsa demir ve bakır gibi ağır metalleri içeren vitamin komplekslerinden kaçınılması, alüminyum içeren ürünlerin ve ilaçların kullanımından kaçınılması ve aerobik egzersizin artırılmasıdır.

Alzheimer hastalarında malnutrisyonun önemi, malnutrisyon sıklığı ve nedenleri

Malnutrisyon besin maddelerinin yetersiz alınması sonucunda vücudun gerekli enerji, protein ve diğer besin maddelerini karşılayamamasından kaynaklanan klinik bir durumdur. Malnutrisyon bu hastalarda morbidite ve mortalite artışına neden olmaktadır. Gerek altta yatan hastalıkların daha da kötüleşmesiyle gerekse yeni problemlerin ortaya çıkmasına neden olarak hastaların beklenen yaşam sürelerinde azalmaya neden olmaktadır.

Alzheimer hastalarında malnutrisyon, kaslarda erime (sarkopeni) ve bası yaraları oluşma riski artabilmektedir. Bu klinik tablolar malnutre hastalarda daha da belirgin bir hale gelebilmektedir. Sarkopeniye neden olduğu için bu hastalarda düşme riski artmakta ve osteoporotik kemik kırıkları riski artabilmektedir. Alzheimer hastaları rutin olarak malnutrisyon riski açısından taranıp erken dönemde uygun müdahaleler yapılarak oluşabilecek kötü klinik sonuçlar önceden önlenebilmektedir.

Genel popülasyonda yaşla birlikte malnutrisyon sıklığında artış görülmektedir. Yapılan çalışmalarda çok geniş aralıklarda oranlar bildirilmekle beraber Alzheimer hastalarının yaklaşık yarısı malnutrisyon riskiyle karşı karşıyadır. Hastanede, bakım evlerinde yatan ve orta-ileri evre Alzheimer hastalarındaysa malnutrisyon sıklığı daha da artmaktadır.

Bu hasta grubunda malnutrisyon nedenlerinden bahsedecek olursak yine birçok faktörün bir arada olduğunu görüyoruz. Oral alımın azalması en önemli nedenlerdendir. İştahsızlık, bulantı, ağız ve diş sağlığı ile ilgili problemler, tat ve koku duyusunda azalma, ileri evrelere doğru yutma fonksiyonunda bozulmalar gibi nedenlerle bu hastalarda oral besin tüketimi azalabilmektedir. Bununla birlikte sosyoekonomik durumun kötü olması (fakirlik gibi), eşlik eden birçok kronik hastalığın olması, birçok farklı ilaç kullanımı ve depresyon diğer malnutrisyon nedenleri arasında sayılabilir.

Malnutrisyonla mücadelede neler yapılabilir?

Malnutrisyonla mücadelede ilk ve en önemli adım bu hastaların risk altında olduğunu bilip farkındalığın artırılarak erken dönemde önlemlerin alınması olacaktır. Hastalar düzenli olarak malnutrisyon açısından taranmalı ve risk olduğu tespit edilen veya malnutre olduğu düşünülen hastalara öncelikle altta yatan problemlerin düzenlenmesiyle işe başlanmalıdır.

Geriatrik değerlendirme yaparken geriatri uzmanları rutin olarak hastaları malnutrisyon açısından taramaktadırlar. Hastaları bir takım testlerle değerlendirip (örneğin mini-nutrisyonel test kısa formu gibi) malnutre olan ve malnutrisyon risk olan hastaları tespit etmekteyiz. Daha sonra malnutrisyon riski olan ve malnutre olan hastalarda öncelikle üç günlük diyet kayıtları istenerek almakta oldukları kalori ve protein miktarları belirlenmektedir. Eğer beklenen kalori ve protein miktarları sağlanamıyorsa (yaklaşık 25-30 kcal/kg/gün enerji, 1-1,2 g/kg/gün protein) destek tedavileri gündeme gelmektedir.

Destek tedavisi verirken hastaya göre bireysel olarak kararlar verilmektedir. Bu hastalarda özellikle orta evreden sonra yutma fonksiyonları da etkilenebildiği için eğer hasta yakınları da hastaların yeme ve içme sırasında akciğere aspirasyon olduğunu, sık öksürdüklerini belirtiyorlarsa öncelikle güvenli yutma açısından test edilmeleri gerekmektedir. Bununla birlikte ağız ve diş sağlığı açısından değerlendirilmeli ve malnutrisyona neden olan depresyon gibi başka nedenler de yine gözden geçirilmelidir.

Güvenli yutması olan ve günlük gereken enerji ve proteini kendileri yemekle karşılayamayan hastalara öncelikle oral beslenme solüsyonları önerilmektedir. Oral beslenme solüsyonlarıyla hastalar izlenip düzenli kontrollerle aldıkları enerji ve protein miktarları takip edilmelidir. Farklı aromalı, diyabet hastalığı, böbrek hastalığı gibi kronik hastalığı olanlar için farklı özelliklerde beslenme solüsyonları mevcuttur. Hastalara göre hangisinin seçileceğine karar verilmektedir, ancak temel olarak hemen hepsi beklenen yeterli kalori, protein, vitamin ve eser element destekleri için yeterli olabilmektedir.

Güvenli yutması olmayan hastalardaysa daha ileri müdahaleler gerekmektedir. Bu durumda hastalara beslenme tüpleri (burundan mideye) veya peruktan endoskopik gastrostomi gibi (PEG, ciltten mideye takılan beslenme tüpleri) daha invaziv girişimlerle müdahaleler gerekebilmektedir. Özellikle PEG kararı hasta henüz orta evredeyken malnutrisyon tespit edildiğinde önerilmektedir, çünkü daha ileri evrelerde takılan PEG ile hastaların yaşam sürelerine katkı sağlanamamaktadır.

Bunlar dışında mutizm tablosu dediğimiz çok ileri evrede olan hastalarda ise tartışmalı olmakla birlikte sadece destek amacıyla damardan sıvı tedavileri ile beslenme sağlaması gerektiği düşünülmektedir. Ancak günlük pratikte yine bu hastalarda daha çok burundan takılan beslenme tüpleri veya PEG gibi girişimlerle beslenmeleri sağlanmaktadır.

Sonuç olarak sağlıklı bir yaşam için öncelikle sağlıklı bir beslenme olması gerekmektedir. Kesin kanıtlara sahip olmamakla birlikte sağlıklı bir beslenmenin sağlıklı bir beyin gelişimi için önemli olduğu açıktır.

Bunun yanında Alzheimer hastalarına bakan hasta yakınları malnutrisyon açısından daha bilinçli hale gelirse ve düzenli kontrollerle erken dönemde malnutrisyon tespit edilerek müdahaleler yapılırsa klinik olarak sonuçlar daha iyi hale getirilebilir.

Son söz olarak şunu diyebiliriz ki, gerek Alzheimer Hastalığı’nın oluşmasında gerekse hastalık oluştuktan sonra klinik gidişatın en önemli belirleyicilerden birisi beslenmedir.

11Ağu

Alzheimer Hastalığı için yeni haberlerimiz var…

Prof. Dr. Belgin Demet Özbabalık Adapınar

Türkiye Alzheimer Derneği Eskişehir Şube Başkanı Belgin Demet Özbabalık Adapınar, Alzheimer Hastalığı ile ilgili olarak son aylarda yaşanan gelişmeleri bizim için derledi.

Diyabet Mellitus ve hafif kognitif bozukluk: Orta yaş için daha yüksek bir risk midir?
Almanya Essen Üniversitesi’ndeki bir grup araştırmacı, Diyabet mellitus tip 2 tanılı kişilerde iki kat daha fazla hafif kognitif bozukluk görüldüğünü içeren geniş bir popülasyon çalışmasını The Journal of Alzheimer Disease’de yayımladı. İlginç olarak, yaşları 66-80
arası yaşlılar ile 50-65 arası orta yaş popülasyonunun karşılaştırıldığı çalışmada, orta yaş popülasyonunda DM tip 2 ve hafif kognitif bozukluk arasındaki ilişkinin daha
güçlü olduğu gösterildi. 02/09/2014

Negatif düşünceler Alzheimer Hastalığı riskini artırabilir Londra Kings Koleji, Nöroloji, Nörobilim ve Psikiyatri
Enstitüsü tekrarlayan negatif düşünme sisteminin Alzheimer Hastalığı için bir risk taşıdığını; bu kişilerin depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu, post-stres
tablolarıyla yaşamları boyunca mücadele etmek zorunda kaldıklarını ve APOE e4 varlığıyla bu tablolar arasında direkt bir bağlantının olduğunu gösteren bir çalışma yayımladı. Çalışmacılardan, Profesör Robert Howard, “tekrarlayan negatif düşüncenin tedavisi veya azaltılması Alzheimer Hastalığı riskini de düşürür” derken, Dr. Natalie
Marchant, “bu düşüncemiz eğer doğruysa, psikolojik yaklaşımlarla gelecekte hastalığın iyileşmesi daha mümkün olacaktır” diye konuştu. 14/11/2014
Yürümek ve koşmak Alzheimer Hastalığı riskini azaltabilir Yaklaşık beş milyon ABD vatandaşının Alzheimer Hastalığı’na yakalandığını biliyoruz. İlaç şirketleri bu
hastalıkla ilgili kesin bir çözüm bulmaya çalışırken, koşucu ve yürüyüşçüler üzerine yapılan sağlık çalışmalarından alınan ilk verilere göre, yaşamın erken döneminde başlayan egzersizler, Alzheimer Hastalığı’na ait mortaliteyi düşürebilmektedir. Journal of Alzheimer’s Disease adlı dergide yayımlanan bu makaleye göre, 154 bin koşucu
ve yürüyüşçü 11.6 yıl boyunca takip edildi ve içlerinde sadece 175 tanesinin ölüm nedeni Alzheimer Hastalığı’ydı. 15/12/2014
Yeni bir non-invaziv bir yöntem, erken dönem Alzheimer hastalığı tespit etmede kullanılacak Yaşayan bir hayvanda kullanılarak, geliştirilen ve erken dönem Alzheimer Hastalığı’nı tespit eden non-invaziv bir MRI geliştirildi. Araştırma ekibi, hastalığın esas toksik etkisinden sorumlu amiloid beta’ya bir antikor yardımıyl bağlanan manyetik bir MRI probu geliştirdi. Toksinler, manyetik nanoyapılarla bağlanarak MRI’da karanlık bir görünüm oluşturmakta ve bu da amiloyid yaygınlığı
hakkında bilgi vermektedir. Weinberg Koleji’nden Dr. Klein, Nature Nanotechnology dergisinde yayımladıkları makalede erken tanı ve ilaç geliştirme çalışmalarında yardımcı olacak şekilde geliştirilen bu modelin hastalığın ekonomik ve duygusal yükü üzerine önemli bir katkısı olacağını savundu. Amiloid beta oligomerlerini saptayan
bu alet, nöronlara zararlı ve toksik olan bu oligomerleri önceden saptama özelliğine sahip olacak. 22/12/2014,

Northwestern Üniversitesi Prostat kanseri ilaçları, Alzheimer hastası kadınlarda
bellek kaybını yavaşlatıyor Wisconsin Madison Üniversitesi’nde çalışan bir
grup araştırmacı, Alzheimer Hastalığı’na yakalanan kadınlara verilen ve ilerlemiş prostat kanserini tedavide kullanılan ilaçların hastalığın ilerlemesini durdurduğunu
göstermişlerdir. Araştırmacılardan Dr. Craig Atwood, uzun yıllar sonra ilk kez bir ilacın bellek kaybındaki bozulmayı bir yılın üzerinde durdurduğunu gösterdiklerini
ifade etti. Journal of Alzheimer’s Disease dergisinde yayımlanan yazıda erkeklerde prostat kanserinde kadınlarda da ileri dönem endometrium kanserinde kullanılan euprolide acetate (Lupron Depot), donepezille beraber verildiğinde bellek kaybını yavaşlatırken, duygu durumları üzerinde olumlu etki yapmaktadır, deniyor. 19/01/2015
Beynin sırları, uluslararası bir görüntüleme çabasıyla çözüldü
Beynin içindeki yapıların boyutunu etkileyen önemli genetik faktörler uluslararası araştırmacı bir ekip tarafından keşfedildi. Bu yeni yöntemle bilim adamları şizofreni, Alzheimer Hastalığı ve epilepsi gibi nörolojik hastalıkların anlaşılmasına daha yardımcı olunabileceğini ümit ediyor. Nature dergisinde yayımlanan bir yazıya göre, kısaltılmış ismiyle ENIGMA (Enhancing Neuro Imaging Geneticsthrough Meta-Analysis) 193 enstitüden

300 bilim adamının çalışmalarından oluşan bir inceleme gerçekleştirdi.
Bu çalışmada dünyadaki 30 binden fazla bireyin genetik veri ve MRI
taramaları ve tüm veri analizleri bulunmaktaydı. Buna göre beynin
içindeki yapıların boyutunu etkileyen önemli genetik faktörler
vardır. Çalışma belleği, hareket, öğrenme ve motivasyon gibi bazı
temel işlevleri katılan alt-kortikal beyin bölgelerinin büyüklüğündeki
değişmeler en çok nörolojik ve ruh sağlığı bozukluklarıyla seyretmekteydi. Putamenin
ortasında beynin merkezine yakın bir bölgesinde çekirdeğin boyutunu etkilediği bulunan bir bir gen varyantı hareket ve öğrenmeden sorumlu olup özellikle
Parkinson hastalığında önemli bir rol oynamaktaydı. Yine buna benzer farklı beş genetik varyant daha tespit edildi. Bulunan genetik varyantlar en çok, ön beyin ve
derinlerinde bulunan subkortikal alanlarda bulunuyordu. Bunlardan biri olan ve Kinectin adı verilen varyant protein hücre fonksiyonu için önemli bir reseptörü kodlayan
KTN1 geni içinde yer almaktaydı. Bu varyantın en çok frontal korteksle ilgili olduğunu bulan araştırmacılar, şizofreni ve bellek hastalıklarını beraberce etkileyebileceği
görüşünü paylaştı. 22/01/2015, İrlanda Bilim Vakfı

Alzheimer proteini genç beyinlerde birikebilir Alzheimer Hastalığı taşıyan yaşlı insanların beyinleri amiloyid adı verilen bir proteinin hatalı ve karakteristik bir anormal birikimine sahiptir. Şimdi, ilk kez, bilim adamları amiloid protein birikimininin 20 yaş kadar
erken dönemlerde birikmeye başladığını keşfetti. Northwestern Üniversitesi’den Evanston ve ekibinin “Brain”de yayımladıkları makalede “amiloid birikimi çok
erken dönemde, genç erişkinlerde hassas nöronlarda  başlar ve bu birikim kalsiyum metabolizmasının etkisiyle diğer nöronlarda da zorlayıcı etkiye neden olur” ifadesini
kullanmıştır. 03/02/2015
Alzheimer tanısı için yeni biyomarkerlar Elche Miguel Hernández Üniversitesi (UMH) Nörobilim dalı ve İspanyol Ulusal Araştırma Konseyi (CSIC) Journal of
Molecular Neurodegeneration dergisinde yayımladıkları bir makaleyle beyin omurilik sıvısında ölçtükleri Amiloid prekürsör protein heteromerlerini yeni bir biyomarker
olarak okuyucuya sundular. 4/2/2015
Yeni Alzheimer tedavisi için umut vaat eden sonuçlar Karolinska Enstitüsünde bilim insanları hastaların sinir hücresinin büyümesini uyaran belirli bir tür implant
geliştirerek yeni bir Alzheimer tedavisi ortaya çıkardı. Alzheimer & Demans dergisinde yayımlanan sonuçlara göre, bir sinir büyüme faktörünün (NGF) erken Alzheimer
hastalarında nöronal bozulmayı önlediği gösterilmiştir. Erken dönem hastalarında kolinerjik yataklar üzerindeki NGF’nin düşüş göstermesi hastalığın durumuyla
koreledir.
Karolinska Üniversitesi Hastanesi Nöroşirürji ve Demans Araştırmaları
kliniğinde yapılan bir çalışmada, hastaların beyinlerine doğrudan
verilen NGF’nin Kolinerjik sinir hücrelerinin parçalanmasını
engellediği gösterilmiştir. Bunun için, bir hassas bir stereotaktik alet
ile kolinerjik hücreler yakınına NGF kapsüller sonrası ölçülen BOS kolin
asetil transferaz düzeyi anlamlı yüksek olarak bulunmuştur. Bunun
yanısıra PET ile ölçülen kolinerjik aktivite düzeyi de anlamlı yükselmiş
olarak bulunmuştur. Dr. Tahir Darreh-Shori, “Sonuçlar umut
vericidir, ama sadece az sayıdaki hasta kesin bir sonucu ifade etmez, geniş bir çalışma gereklidir” diyerek sözlerini tamamlamıştır. 16/02 /2015
TAU-ya bağlı MAPT geni Alzheimer riskini artırır Mikrotübüle bağlı tau proteininin (MAPT) geninin, Alzheimer Hastalığı’nı geliştirdiği bilim insanları tarafından
rapor edilmiştir. MAPT geni, Parkinson hastalığı ve MS de dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalıkların bir kısmında sorumlu protein olarak bilinen tau proteinini
kodlar. Bu bulgular muhtemelen gelişmiş klinik tanı ve tedavi için kapıyı açarak, Alzheimer nörodejenerasyonu için de yeni bir bilgi sağlamıştır. Bulgular Molecular
Alzheime

11Ağu

Siz sorun, uzmanlar yanıtlasın

Türkiye Alzheimer Derneği (TAD) saglikveyasam.com işbirliğiyle yeni bir farkındalık geliştirme ve eğitim projesine imza attı.
Alzheimer Hastalığı ile ilgili merak edilen ve yanıtları bilinmesi gereken soruların, konuyla ilgili uzman kişiler tarafından yanıtlandığı videolardan oluşan “300 soru” paketi
pek yakında Alzheimer Derneği’nin web sitesinde yayına geçecek.
Alzheimer Hastalığı belirtileri, tedavisi hakkında merak edilenler ve Alzheimer hastasına bakarken gerekli bilgileri kapsayan soruların yanıtları geniş bir yelpazeye yayılan
uzmanlar grubu tarafından verildi. Genel Bilgiler, Unutkanlık, Demans ve Alzheimer
Hastalığı, Alzheimer Hastalığı’nın seyri ve evreleri, Alzheimer Derneği & Gündüz Yaşam Evi, Yasal Haklar ve Hukuki Sorunlar, Tanı ve Genetik, Tıbbi Durumlar,
hasta bakımı, uyku, iletişim, genel olarak tedaviler, ilaç tedavileri, koruyucu tedaviler ve hasta yakını gibi başlıkları kapsayan video setinde şu gibi soruların yanıtları
veriliyor:
3 Hastam ilaç içmek istemiyor. Ne yapalım?
3 Eve gelen herkesi hırsızlıkla suçluyor? Ne yapmalı?
3 Çiğnemeyi unuttu, ne yapmalıyım?
3 Bakım verende Tükenme Sendromu nedir?
3 Ailemde AD var, riskim nedir?
3 Azheimer ilaçları nasıl etki eder?
3 Alzheimer hastası PSİKOterapi olur mu?
3 Beslenme sorunlarına pratik çözümler? (-Yemek yediğini unutuyor. Sürekli yemek istiyor. Vermeyince de komşulara onu aç bıraktığımızı söylüyor. Kilo aldı, nasıl bir yol izleyelim.)
3 Alzheimer hastası ne zaman huzur evineyerleştirilebilir?
3 Hastamı ne kadar sıklıkla doktora götürmem gerekiyor?
3 Alzheimer teşhisi hangi testlerle anlaşılır?
3 Azheimer Hastalığı’nın erken teşhisi mümkün müdür?
3 Alzheimer hastaları dolandırılınca ne yapılmalı?

Soruları yanıtlayan isimler arasında, Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı; Prof. Dr. Murat Emre Nöroloji Uzmanı; Prof. Dr. Mehmet
Akif Karan, İstanbul Tıp Fakültesi, Geriatri Bilim Dalı; Doç. Dr. Gülistan Bahat Öztürk, İstanbul Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Geriatri Bilim Dalı; Doç. Dr.
Başar Bilgiç, İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı; Prof. Dr. Haşmet Hanağası, İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı; Prof. Dr. Mustafa Bakar, Nöroloji
Uzmanı; Prof. Dr. Türker Şahiner, Nöroloji Uzmanı; Sami Şentürk, Sosyolog; Prof. Dr. Şevki Sözen, İstanbul Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı; Füsun Kocaman, Türkiye
Alzheimer Derneği Genel Sekreteri; Gökhan Erkol; Ümmügül Geyik, TAD Sorumlu Hemşire; Prof. Dr.Hakan Gürvit, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi
Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı; Prof. Dr. Gökhan Erkol, Nöroloji Uzmanı; Doç. Dr. Eylem Şahin Cankurtaran, Ankara Dış Kapı Eğitim Araştırma Hastanesi, Psikiyatri
Kliniği; Doç. Dr. Barış Topçular, İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı; Prof. Dr. Demet Özbabalık, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp
Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı; Prof. Dr. Aynur Özge, Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı; Prof. Dr. Esen Saka, Hacettepe Üniversitesi, Nöroloji
Anabilim Dalı; Doç. Dr. Nil Tekin, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şube Başkanı; Prof. Dr. Hüseyin Alparslan Şahin, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp fakültesi Nöroloji
Anabilim Dalı; Doç. Dr. Özlem Erden Aki, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı; Doç. Dr. Bülent Saka, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp
Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Geriatri Bilim Dalı; Doç Dr. Erguvan Tuğba Özel Kızıl, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı.
Geriatrik, Psikiyatri Birimi; Sami Şentürk, İBB Engelliler Müdürlüğü, Sosyolog; Prof. Dr. Mustafa Cankurtaran, Hacettepe Tıp Fakültesi, Geriatri Bilim Dalı Başkanı; Prof.
Dr. Neşe Tuncer, Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi; Prof. Dr. Görsev Yener, Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi Nöroloji
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi gibi isimler yer alıyor. 6 Alzheimer Haber

Ameliyatlar Alzheimer Hastalığı’nın gidişini etkiler mi?
Ne tedbir alalım?
Prof. Dr. Mehmet Akif Karan –

Farklı tip hastalıkların ortaya çıkması çok yaygındır. Dolayısıyla ameliyatlara ihtiyaçları olabilir. Ameliyatların bu hastalarda önemli
etkileri söz konusudur. Birincisi ameliyattan önce hastalarda Alzheimer Hastalığı’nın olup olmadığının bilinmesi çok önemlidir. Çünkü, Alzheimer Hastalığı
varolan kişilerde ameliyatların öncesinde, ameliyat esnasında ve sonrasındaki sorunları çok yakından izlemek gerekir. Ameliyatlarla ilişkili olabilecek olan
komplikasyonlar Alzheimer hastalarında daha sıktır ve daha kolay ortaya çıkar. Hastalar iyi takip edilmezse, cerrahi girişimlerin sonuçları da daha kötü olabilir.
Yine ameliyat döneminde hastaların delirium dediğimiz bozukluklara maruz kalması söz konusu olabilir. Delirium akut olarak hızlı bir şekilde ortaya çıkan,
değişkenlik gösteren, saatler-dakikalar içinde değişebilen ve genellikle onu kolaylaştıran bir faktörün sorumlu olduğu bir beyin fonksiyon bozukluğudur. Alzheimer
hastalarında bu çok daha kolay ortaya çıkar. Bu nedenle, deliriumdan korumak, delirium varsa, bunu takip etmek gerekir. Yine ameliyatlardan sonra hastaların günlük
yaşam fonksiyonlarında bozulmalar da görülebilir. Bu da sürpriz değildir. Dolayısıyla bu hastaların ameliyattan önce tanılarının konulması esastır. Ameliyat döneminde
yakından takip edilerek oluşabilecek her türlü, su dengesi, tuz dengesi, ilaçların etkileri veya kandaki oksijen – karbondioksit oranlarıyla ilgili bozukluklar veya
beslenmeyle ilişkili bozukluklar veya diğer organların bozuklukları
gibi konularda yakından takip edilmesi veya ameliyat sonrasında da günlük hayata tam
uyumunu sağlayacak şekilde yakından takip edilmesi hekimler için çok
önemlidir.

 

Alzheimer hastasına hangi aktiviteleri yaptırabilirim?

Doç. Dr. Gülistan Bahat Öztürk –

Her insan için belirli aktiviteler kendisini önemli ve faydalı  issettirir bu nedenle her insanın belirli aktiviteleri yapmaya ihtiyacı vardır. Aynen bizlerin normal yaşantımızda olduğu gibi. Bu Alzheimer hastası yani bunama hastası için de  eçerli. Neler yapılabilir? Örneğin, havlu katlamak çok fazla bilişsel fonksiyonlara ihtiyaç duyulan bir aktivite değildir ve geçmişin verdiği alışkanlıklarla yapılabilir. Buna benzeyen örneğin mercimek ayıklamak, pirinç ayıklamak, çorapları eşleştirmek, bir yün çilesini yumak haline getirmek, toz almak, bunlar genellikle çok ileri demans hastaları dışında
başarıyla yerine getirilebilecek aktiviteler. Örneğin belki yemek hazırlayamayabilir, ama sofrayı kurarken size yardımcı olabilir. Salatanın limonunu sıkabilir. Bunları
yapabilmesini olabildiğince desteklemeyi tavsiye ediyoruz biz. Bazı şeylerde kolaylaştırmak gerekebilir mutlaka ama yapabildiği aktivitelerde mümkün mertebe tek başına, bağımsız yapabilmesini arzu ederiz. Bunun dışında
fiziksel bazı aktiviteler önem taşıyor. Daha rahat bir uyku uyuyabilmesi, bazen bunama hastalığının bazı evrelerinde amaçsız gezinmeler, dışarıya çıkmayı istemeler, evden
kaçıp kaybolmalar… bunlar olabilir. İşte bunları da azaltabilmek ve önüne geçebilmek adına yeterli fiziksel aktivitenin yaptırılması önem taşıyor. Hastayı her gün -hava çok kötü değilse- sizinle birlikte yürüyüşe çıkartabilirsiniz. Havanın kötü olduğu günlerde
bir alışveriş merkezine gidip vitrinlere bakabilirsiniz. Genellikle aynı güzergahta ve yaklaşık aynı yerlerde aktivite yaptırmanız iyi olabilir kafa karışıklığı olmaması
adına. Bunları önerebiliriz kısaca.

 

Azheimer hastasında banyoda dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Doç. Dr. Gülistan Bahat Öztürk –

Banyoyla ilgili problemleri iki kategoriye ayırabiliriz. Bir tanesi banyo
yapmak istemeyebilir, ikincisi banyo yaptırırken nasıl güvenli banyo yaptırabiliriz? Eğer kişi banyo yapmak istemiyorsa bu, en son banyo ne zaman yaptığını
unutmasıyla alakalı olabilir. Ve de böyle bir ihtiyacın farkında olmamasıyla alakalı olabilir. Böyle bir durumda hastaya nazikçe, onu ikna ederek, “sen kaç gündür
banyo yapmadın, kokuyorsun, o yüzden banyo yapman lazım” gibi komplike ve onu utanç içinde bırakacak cümleler kurmamak gerekir. Örneğin, “babacığım,
banyoyu doldurdum, küveti doldurdum, banyo yapmamız gerekiyor. Hadi küvetin içine gir” şeklinde basit, kolay yapabileceği, sizi anlayabileceği cümleler kurmaya
çalışmak uygun olur. Yine sonrasında sevebileceği bir aktiviteyle ilişkilendirirseniz, banyoya ikna etmek daha kolay olabilir. Örneğin tatlıyı çok seviyorsa “banyomuzu yapalım, peşine çok güzel bir tatlı yiyelim seninle” demek kişiyi yine ikna edebilir. Bunlar banyo yapmak istemeyen bunama hastaları için önerebileceğimiz maddeler.

Peki banyoda neler yapmamız gerekiyor, banyo güvenliği adına? Yaşlılarda düşmeler genellikle daha sıktır. Denge problemleri, hem kireçlenme nedeniyle, hem bilişsel fonksiyonlardaki azalma ve tehlikeyi fark edememe nedeniyle
düşmeler daha fazla gördüğümüz problemlerdir. Bu anlamda banyolar sulu yüzeyler,  aygan yüzeyler olduğu için, kaymayan banyo halılarıyla döşenmeleri mutlaka
önerilir. Bunun dışında yine hastanın banyoyu kabul edebilmesi için, günün hangi saatinde, gençliğinden beri banyo yapmaya alışkınsa genellikle o saatlerde
hastaya banyo teklif etmek daha kolay kabul etmesiyle sonlanacaktır. Kimi insanlar sabah kalkınca duş alır, kimi insanlar gece yatmadan önce alır. Eğer siz gece
yatmadan önce duş almaya alışkın bir insana sabah mutlaka duş aldırmaya çalışırsanız bir takım zorlu reaksiyonlarla karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle kişinin
geçmişteki alışkanlıklarını kaale almak, gözönünde bulundurmak gereklidir çoğu zaman. Yine belirli bir rutini olabilir hastanın. Örneğin erkek hasta önce
traş olup sonra duşunu alıp sonra kahvaltısını yapıyor olabilir erişkin yaşından itibaren. Bunama hastalığına yakalanmadan önce. Yine böyle bir rutin, önce traş
olması, sonrasında banyoya sokulması, sonrasındakahvaltı edeceğinin ifade edilmesi kişinin daha kolay banyoyu kabul etmesiyle sonlanabilir.

Yeniden güvenlik önlemlerine dönecek olursak, yerin kaymaması için kaymaz banyo halılarından bahsettik. Yine kişinin rutininde, daha önce küvette banyo yapmak,
doldurarak banyo yapmak alışkın olduğu bir prosedürse, küvette ama hayır duş şeklinde banyo yapması daha alışkanlığı dahilindeyse duşta banyo yapması daha uygun
olur. Yine bunama hastalığının evresi özellikle hastalık ilerledikçe sıcak-soğuk ayrımını hasta iyi yapamayabilir. Bu nedenle sizin o suyu kontrol etmeniz önem taşır.
Hatta banyolara, musluklara takılan bazı termostatlara aşırı ısınmasının önüne geçilebilecek olması önemlidir. Bir şekilde eğer küveti dolduruyorsanız suyun, ayağı kayıp
düşerse- herhangi bir boğulma gibi bir probleme yol açmayacak şekilde fazla küvetin doldurulmaması yine önemlidir.

Alzheimer’ın ilk 10 belirtisi nedir?
Doç. Dr. Başar Bilgiç –

Alzheimer Hastalığı’nın en önemli belirtisi, birinci belirtisi unutkanlıktır. Bu unutkanlık
giderek artan unutkanlık, aynı şeylerden bahsetme, aynı konulardan bahsetme olarak kendini gösterir. İkinci Alzheimer belirtisi, yol bulma sorunlarıdır. Üçüncüsü,
zamanı şaşırma. Dördüncüsü, kelime hazinesinin azalması. Beşincisi, karar verme zorluklarının izlenmesi. Altıncısı, muhakeme yeteneğinin kaybolması. Yedincisi,
kişilik ve huy değişiklikleri. Sekizincisi, çeşitli davranış değişiklikleri. Dokuzuncusu, olaylara ilgi ve günlük becerilerinin kaybı ve onuncusu da günlük yaşam
işlevlerini yeri ne getirmedeki zorluktur.

Alzheimer hastasına hangi doktorlar bakar?
Prof. Dr. Haşmet Hanağası –

Alzheimer Hastalığı’na esas olarak nöroloji uzmanları, psikiyatri uzmanları ve
geriatri uzmanları bakar. Tabii bu hastaların özellikle ilktanılarında, tanının konulması aşamasında çok detaylı  olarak incelenmesi ve bu şekilde takip edilmesi gerekiyor.
Bir demanslı hastaya, Alzheimer hastasına ayrılan vakit normalden çok daha uzun sürer. Çünkü hastaya test yapacaksınız, hastayı, yakınlarını dinleyeceksiniz. İlk bir
ona gördüğünüzde hastayı mümkün olduğunca uzun süre vakit ayırmak gerekebiliyor. Bu konuda uzmanlaşmış, nöroloji, psikiyatri ve geriatri uzmanları Alzheimer
hastalarına, diğer demans hastalarına bakabilir.

Alzheimer Hastalığı’ndan korunmak için neler yapabiliriz?
Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu –

Alzheimer Hastalığı’ndan korunmak bugünkü çalışmaların ışığında
mümkün. Neler var elimizde bilimsel veriler olarak? Korunma mutlaka 40’lı yaşlarda başlamalı. Kişinin yaşam şekliyle ilgili yapacağı düzenlemeler Alzheimer
riskini azaltacaktır. Birinci düzenleme, mutlaka sağlıklı bir beslenme şeklinin oluşması. Akdeniz tipi dediğimiz sebze ve meyveden zengin diyet, korumada çok önemli
bir faktör. Özellikle zeytinyağlı, zeytinyağını pişirmeden, çiğ şekilde kullandığımız mönülere önem vermek lazım. Beslenmede özellikle sigaradan, alkolden ya da benzeri
maddelerden uzak durmak gerekiyor.

İkinci korunma yöntemimiz ise egzersiz. Düzenli egzersiz yapan, haftada iki ila üç kez olmak üzere, herkesAlzheimer riskini azaltıyor. Egzersizin ne olduğu önemli
değil. Kişinin yürümesi, yüzmesi, koşması, bisiklete binmesi herhangi bir egzersizi düzenli ve sürekli olarak yapması gerekir.

Kolesterolümüzü düşük tutmamız gerekiyor, şişmanlamamamız gerekiyor. Çevremizle, dostlarımızla aktif olmamız gerekiyor ve son konu da özellikle zihinsel
egzersizler. Tıpkı bedenimiz gibi zihnimizi de çalıştırmak gerekiyor. Sudoku oynamak, dama oynamak, satranç oynamak, bulmaca çözmek, akranlarımızla birarada
vakit geçirmek, sosyal olmak, kitap okumak, televizyon seyretmek, tiyatroya gitmek, zihin aktivitelerimiz bizi Alzheimer’dan koruyor.

Alzheimer Derneği ne tür çalışmalar yapıyor?
Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu –

Türkiye Alzheimer Derneği 1997’de kuruldu. Halen 1200 üyesi, 11 şubesiyle
hizmet vermekte. Türkiye Alzheimer Derneği’nin amacı, Alzheimer hastalarının yaşam kalitesini arttırmak ve onlara bakan ailelerine yardımcı olmak. Evlere ücretsiz
hemşire ve hasta bakıcı göndermek, hasta yakınlarına yönelik broşürler hazırlamak, hasta yakınlarına yönelik psikolojik destek grupları yapmak, hasta yakınlarına ve
ilgilenen herkese yönelik bilimsel bilgi verici toplantılar düzenlemek başlıca faaliyet alanımız olarak sayılabilir.

İstanbul’da bir belediyemizle ortak yaptığımız Gündüz Yaşam Evimiz var. Gündüz Yaşam Evimiz tıpkı çocuk kreşi gibi, sabahleyin Alzheimer hastalarının
geldiği, tüm gün resim, müzik ve diğer rehabilitasyon faaliyetlerinde bulundukları, akşam da evlerine gittikleri bir yer. Hastalarımız ve hasta yakınlarımızın yoğun
memnuniyetiyle burada hizmet vermekteyiz. Amacımız bu gündüz yaşam evlerinin sayılarını da arttırmak. Mersin Şubemiz bir yatılı bakım evi hazırlamakta, diğer illerdeki
şubelerimizin, Eskişehir Şubemizin yatılı bir bakım evi var. Hem yatılı hem gündüzlü bakım evi anlamında Alzheimer hastalarına ve yakınlarına yardımcı oluyoruz.
Ayrıca hasta yakınlarını eğitiyoruz. Hastabakıcı eğitip hastalarımızın daha doğru bakılmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Dergilerimiz, kitaplarımız, broşürlerimiz, bir
web sitemiz, facebook sayfamız ve twitter hesabımız var, oralardan da bizi takip edebilirsiniz.

Alzheimer Derneği’ne nasıl üye olunur?
Füsun Kocaman –

Türkiye Alzheimer Derneği, ülke çapında 11 şubesiyle, şu an itibariyle kayıtlı bin 200
üyesiyle faaliyet gösteren bir dernek. Alzheimer Derneği’ne üye olmak çok kolay. Sadece istemeniz yeterli. Telefonla bize ulaşabilirsiniz, ya da internet
sayfamızdaki elektronik üyelik formunu doldurabilirsiniz. Her iki durumda da biz telefonla size geri dönerek, Dernekler Masası’nın bizde kayıtlarımızda olmasını
istediği, şart koştuğu bilgileri sizlerden alıyoruz. Bunlar daha ziyade kişisel bilgiler oluyor, adres bilgileri ve size ulaşacağımız email adresi gibi bilgileri sizlerden
alıyoruz ve üye kaydediyoruz hepsi bu kadar. Bunun karşılığında sizden beklediğimiz yıllık yüz lira aidat ücretini ödeyerek derneğimizin gelirlerine katkıda bulunmanız.
Üye kaydolduktan sonra faaliyetlerimizden haberdar oluyorsunuz, dergilerimizden, etkinliklerimizden haberdar oluyorsunuz ve çalışmalarımıza ortak olma fırsatı
buluyorsunuz.

11Ağu

Alzheimer Hastalığında Hafif Orta Evre Belirtileri ve Günlük Yaşama Yansımaları

Prof. Dr. Mustafa Bakar

Alzheimer Hastalığı demansın (bunamanın) en sık nedeni olup geri dönüşü olmayan ilerleyici bir hastalıktır. Zaman içinde hastaların bellek kapasitelerinde azalmalar olur ve mantıklı düşünme, öğrenme ve iletişim kurabilme yetenekleri bozulur. Kişilik değişiklikleri ve diğer psikolojik sorunlar eşlik edebilir. Hastalık beynin temel yapıtaşı olan nöron adı verilen beyin hücrelerini, özellikle bellekle ilgili ana alanları daha fazla etkileyerek belirtilerin oluşmasına sebep olur.

Araştırmacılar normal yaşlanmanın etkileriyle Alzheimer Hastalığı’nın başlangıcı arasındaki sınırları netleştirmeye çalışmaktadır. Bellek ve dikkat yetenekleri açısından kişinin normal yaşlanmasıyla hastalığın erken dönemi arasında bir süreklilik var olduğu düşünülmektedir. Bu geçiş sürecine hafif kognitif bozukluk denmektedir. Bu durumdaki yaşlıların belleklerinde hafif etkilenme olmakla birlikte henüz içgörü, muhakeme etme ve günlük yaşam aktiviteleri normal olup mesleki aktiviteleri çok hafif etkilenmiş olabilir. Bu bireylerin zamanla zihinsel ve işlevsel yetenekleri diğerlerine göre daha hızlı azalma gösterir. Bu nedenle bu olguların daha sonraki yıllarda Alzheimer Hastalığı’na dönüşebileceği düşünülmektedir. Hastalığın başında bellekle ilgili bölgeler etkilendiği için ilk aşamadan itibaren unutkanlık en belirgin olan bulgudur.

Alzheimer Hastalığı beynin bellekle ilgili yapılarından belki de en önemlisi olan hipokampustan başlayarak beynin korteksinde frontal, temporal ve parietal alanlara da yayılarak konuşma ve anlamayı da içiren lisan yetenekleri, plan yapma, muhakeme etme, işleri sıraya koyma, gibi işlevleri de bozması yanında zaman ve mekan bilgisinde de bozulmalara sebep olarak gerek ev içinde gerekse ev dışındaki çevrede yönelim kaybı olur. Beyinde duygularımızla ilgili olan alanların hasarlanmasıyla da duygu durumunda bozulmalar, depresyona eğilim, sıkıntı hali, durgunluk, isteksizlik, içe kapanma, bazen sıkıntıdan yerinde duramama gibi ve daha ileri aşamalarda da halüsinasyon ve suçlamalar gibi davranışsal belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin ortaya çıkmasında limbik sistem adı verilen içgüdülerimizi, dürtü ve duygularımızı oluşturan alanların hasarlanması yanında belirtilen alanlarda etkili olan bazı nörotransmitter adı verilen hücreler arası iletişimde rol alan maddelerin salgılanmasındaki azalmalar da hastalığın ortaya çıkışında önemli rol oynar. Bu maddelerden en önemlisi olan asetilkolin adı verilen maddenin eksilmesi hafızanın oluşturulması ve bilginin geri çağrılması görevlerinde bozukluklara sebep olur. Bir yandan hücrelerdeki azalma diğer yandan bahsedilen maddelerin azalması, dikkat, yeni bilgi öğrenme, önceki öğrenilenleri çağrıştırma, mekan ve zamana ait bilgilerde bozukluklarla birlikte gerek mesleki, gerek ev içi işlevlerin bozulmasına sebep olarak hastalığın hafif ve orta evrelerinin oluşumunu sağlar.

Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar yaş, ailede benzer hastalığın varlığı, kişilik özellikleri, damarsal hastalıklar, kalp hastalığı ve diabet gibi hastalıkların varlığı, sosyal yaşam aktivitelerinin durumu gibi faktörler hastalığın her bireyde farklı şekilde seyretmesine sebep olur. Ancak hastalığın seyrinde hemen her olguda benzer bulgular var olduğundan hastalığın hangi aşamada olduğuna bu bulgulardan yola çıkarak karar verilebilir.

Hastalığın erken evresindeki erken uyarı bulguları genellikle belirsiz olduğundan herhangi bir sorunun olup olmadığının anlaşılması zor olabilir. Bazı bulgular yakınları tarafından fark edilse bile sosyal ve çevresel faktörlere yorumlanabileceğinden gözden kaçırılmış olabilir. Bu erken dönemdeki olgular ve yakınları bu belirsizlik nedeniyle endişe duymazlar. Bazı belirtilerin varlığı aileler için önemlidir, bunlar; aynı soruları tekrarlama, konuşma sırasında cümlenin bazı yerlerinde takılma ve neden bahsettiğini unutma, kelime bulma güçlükleri, soyut düşünmede zorluklar, yakın zamanda olan olayları hatırlayamama, daha önceden bilinen bazı işlerin yapılmasında güçlük çekme, eşyaları her zamanki yeri dışında yerlere koyarak uzun süre arama, belli bir neden olmaksızın sinirlilikler veya aşırı ilgisizlik durumları, araç kullanırken daha önce bir çok kez gittiği yerleri adresleri bulamama ve zamanı karıştırma gibi belirtilerin varlığı aileleri uyaran belirtiler olmalıdır. Bu durumdaki bireylerde oluşan belirtiler kendisi ve yakınları tarafından yorgunluğa, beslenme bozukluklarına, uykusuzluğa, stres durumlarına atfedilebilir. Bu bireyler bu süreçte hala mevcut mesleki aktivitelerini yapmaya devam edebilir.

Bu durumda olan bireyler eğer mevcut bulguların farkında iseler daha sıkça depresyon belirtilerini gösterebilir. Bu durum da bazen tanıyı güçleştirerek gecikmesine sebep olabilir. Bahsi geçen belirtilerin ilerlemesiyle kişinin kendisi, yakınları hatta iş arkadaşları bazı sorunların olduğunu fark edebilirler. Bu olgular gerek ailenin gerekse kendilerinin vardıkları sonuçlar nedeniyle doktora başvurabilirler, genellikle de bu aşamada doktora başvurulduğu bilinmektedir. Bu evre artık orta evre olarak bilinir. Bu evrede de önceki bulgulara ilaveten ilaçlarını almayı unutma, daha önce kullandığı eşyanın kullanımında beceriksizlik, yazma okuma ve diğer iletişim yollarında zorluklar, toplum kurallarına uyumsuzluk, gece giderek artan huzursuzluk, yemek yapma, alışveriş işleri, yapacağı işlerin planlanması ve uygulanması gibi durumlarda bozukluklar yanında içe kapanma huzursuzluk, sıkıntı, öfke patlamaları, uyku düzeninde bozulmalar sıkça görülen belirtilerdendir.

Hastalık ilerlerken hastalar duruma ve mevsime uygun giysileri seçmekte zorlanabilir, Başlangıçta sorun olmazken, ilerleyen zamanlarda tek başına banyo yapmakta kendi kişisel bakımını yapmakta güçlük çekebilir, ilaçlarını almakta zorlanabilir, hele yalnız yaşayan birisiyse ilaçlarını düzgün olarak alması çok daha karmaşık hale gelebilir. Bunun için değişik stratejiler geliştirilerek ilaç kullanımının maksimum ölçüde doğru olmasına özen gösterilmelidir. İlerleyen zamanlarda ev güvenliğine ilişkin konular da önem kazanmaktadır. Ütünün, değişik amaçlı ev araçlarının, özellikle elektrikle ve doğal gazla çalışan araçlar gibi ev araçlarının hatta elektrik prizlerinin kontrolü gerekir. Evde yalnız olarak kalan olgularda veya diğer yaşayan bireylerin evde olmadıkları zamanlarda bu sorunlar ciddi sıkıntılara sebep olabilir. Evden amaçsızca çıkıp geri dönememe durumları ve kaybolmalar hastayı ve yakınlarını oldukça sıkıntıya sokan durumlar olabilir. Tuvalet ihtiyacı ve altına kaçırmalar hem hastayı hem de yakınlarını etkiler, hasta başlangıç zamanlarında bunu ciddi bir stres olarak değerlendirebilir bu durum başlı başına hastanın evden çıkmamasına ve sosyal yaşamının kısıtlanmasına yol açabilir.

Davranışsal olarak kaygı önemli bir durumdur, olgular kendi aileleri, işleri ve hatta yarım kalmış işleri için kendilerini sorumlu hissedebilir ve bunun sonucunda gerginlik, güvensizlik ve farklı şekillerdeki korkuları hissedebilirler. Bazan da ilgisizlik en fazla görülen semptom olabilir, bu durum normalde bir olay karşısında yoğun tepkiler verebilecek kişide tam tersine kayıtsızlık şeklinde ortaya çıkabilir. Bazen sürekli hareketsiz oturma hatta sadece yatma davranışı, motivasyon kaybı, öfke, sinirlilik sık ağlama nöbetleri, iştah ve uyku düzeni bozuklukları, hastalığın ilerlemesiyle daha belirgin olmaya başlayabilir. Yakınlarının ve bakım verenin peşinden ayrılmama, sürekli ve anlamsız taleplerde bulunma davranışı sık görülür yine takıntılı düşünce ve inançlar nedeniyle hastalar hem kendi yaşamını hem ailesinin yaşamını olumsuz etkileyebilirler.

Olmayan şeyleri görmek ve duymak şeklinde ortaya çıkan halüsinasyonlar hastalığın ilerlemesiyle daha fazla kendisini belli edebilir. Eşya saklama hastalığın başından orta evreye kadar sıklıkla görülen bir bulgu olup bazen evde sosyal sorunlara yol açabilir. Eşyaların olmadık yerlerde saklanması ve bazan da biriktirme davranışı sıkıntıya yol açabilir. Alzheimer hastaları bellek bozukluğu nedeniyle aynı hareketi tekrarladığını ve sorduğunu fark etmeksizin bu davranışını devam ettirebilir.

Yine ev içinde amaçsızca dolaşmalar sık görülen semptomlardan olup anksiyetenin önemli göstegesi olarak kabul edilebilir. Hastalığın ilerlemesiyle uyku düzenindeki bozukluklar aşırı uyku halinden günlerle hiç uyumamaya kadar giden uyku düzeni bozuklukları sık görülen durumlar olup aileyi, bakıcıyı ve hastanın kendisini olumsuz etkileyen bir durum olarak karşımız çıkar.

Tüm bu semptomlarla baş edebilmenin değişik yolları aile bireylerinin hepsinin sabırlı yardımcı, hoşgörülü yaklaşımları, hastanın sosyal çevrenin içinde tutulması ve gerektiğinde doktor kontrolleri ve önerileri ve katkılarıyla daha kolay baş edilebilir duruma gelebilir.

11Ağu

Alzheimer hastalarına doğru yaklaşım ve iletişim

Prof. Dr. Aynur Özge

En uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin, ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan..
En uzak mesafe;
iki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan…

Can YÜCEL

İletişim, kelime anlamı olarak diğer insanlarla her türlü sözlü ve sözsüz etkileşim kurma anlamına gelen, en az iki insanı gerektiren dinamik bir süreçtir. Temelde kişiler umursanmak, kabul görmek, değerli olmak, yeterlilik ve sevilmek gibi var olmanın göstergeleriyle anlaşılmak için iletişim kurarlar. Oysa yaşlılarda gelişen fiziksel değişiklikler nedeniyle kişinin benlik kavramı, kendine güveni ve iletişim yeteneği bozulmuştur. Keza yaşanan çevre ve sahip oldukları sağlık problemleri de bu süreçte olumsuz rol alabilmektedir.

İlerleyici bir beyin hastalığı olan Alzheimer hastalığında zihinsel fonksiyonlarda başta bellek ve lisan yeteneği olmak üzere yaşanan kayıplar iletişimi bozmaktadır. Zamanla eklenen algılama güçlükleri, eşlik edebilen davranışsal sorunlar, kullanılan ilaçların yan etkileri ve bakım koşullarına ait faktörler de iletişim sorununa yeni halkalar eklemektedir.

Alzheimer hastalarında karşılaşılan iletişim sorunlarına yaklaşırken hastanın hangi evrede olduğuna (hastalık kabaca erken, orta ve ileri evre olmak üzere üç evredir) ve gerek bireysel, gerekse bakım verene ait çevresel özelliklere dikkat etmek gerekmektedir. Sorunları tanımlamak ve pratik çözüm önerileriyle örnek vermek gerekirse;

Sorun 1: Sözlü iletişim bozukluğu

Çözüm önerileri:

  • Kendinizi tanıtarak cümleye başlayın.
  • Hastaya saygınlığına uygun şekilde hitap edin.
  • Göz teması kurun.
  • Basit kelimeler, kısa cümleler tercih edin.
  • Yumuşak ve sakin bir ses tonu kullanın.
  • Cevap garantisi olan sorularla konuşmaya teşvik edin.
  • Uzun süreli belleğe ait sorular ile özgüveni destekleyin.
  • Sözünü kesmeyin, hatasını düzeltmeyin.
  • Soruları cevaplayacak yeterli zamanı tanıyın.
  • Dinlerken olumlu beden dili kullanın.
  • Bir anda çok fazla bilgi vermeyin.
  • Mizah gücünüzü zorlayın.
  • Mecazi anlam kullanmayın (örneğin “bu iş benim için çantada keklik” gibi).
  • Ortamda gürültü olmasın (Radyo, TV vb. kapatın).
  • Konuşmanızı lisan dışı iletişim yöntemleriyle (dokunmak, işaret etmek, mimikler vb) destekleyin.
  • Hoş, sakin ve destekleyici olmayı sürdürün. Örneğin, “merak etme her şey yolunda” gibi.
  • Söylediklerini dikkatle dinleyin.
  • Söylediklerini yavaşça tekrar edin ve önemli kelimeleri vurgulayın.
  • Bir kelimeyi hatırlamakta veya cümleyi bitirmekte zorlanıyorsa başka bir şekilde açıklamasını isteyin ya da anlamını tahmin ederek doğru olup olmadığını sorun.
  • Seçim yapması gerekiyorsa, “evet” veya “hayır” şeklinde yanıtlayabileceği biçimde soru sorun.
  • Bir şey yapmasını istemek işe yaramıyorsa, ona yapacağı şeyi göstermeyi deneyin.
  • Hiç yanıt vermese bile iletişimi sürdürmeye ve ilgisini çekmeye çalışın.

Sorun 2: Sizi dinlemiyor, sürekli aynı şeyi tekrarlıyor, adeta kendi dünyasında yaşıyor.

Çözüm önerileri:

  • Ortamda kendisini rahat hissetmesi için çaba harcayın.
  • Görme, duyma ya da damak rahatsızlığı olmadığından emin olun.
  • Ağrı, rahatsızlık, hastalık ya da ilaçların yan etkileri akıl karışıklığını artırabilir ve iletişimi zorlaştırabilir. Kontrol edin, danışın, yardım alın.

Sorun 3: Sözlü iletişimde başarılı olunamıyorsa

Çözüm önerileri:

  • Sözsüz iletişimi deneyin.
  • Gülümseyin, elini tutun veya şefkat belirten davranışlar yapın.
  • Direkt olarak ona bakın, size ilgi gösterip göstermediğine dikkat edin. Eğer vücut diliyle sizinle ilgilenmediğini ifade ediyorsa, birkaç dakika ara verin.

Sorun 4: Alzheimer hastalığına bağlı bellek kaybı

Çözüm önerileri:

  • Her zaman iletişime kendinizi tanıtarak başlayın.
  • Anlaması için ona zaman bırakın.
  • Olumlu beden diliyle sürece katkıda bulunun.
  • Fotoğrafların üzerine etiket yapıştırmak gibi çözümlerle işi pratikleştirin.
  • Eşya ve mekânlara etiket koyun.
  • Kafa karışıklığı yapacak eşyaları ortamdan uzaklaştırın.
  • Listeler, notlar, takvimler, çalar saatler vs. gibi anımsatıcılar kullanın.
  • Kaybolma olasılığına karşı üzerinde bileklik, kolye, giysi etiketi vb. bulundurun.
  • Elinizde yenilerde çekilmiş bir resmini bulundurun ki kaybolma vb. durumlarda ihtiyacınız olacaktır.
  • Hastanın zaman zaman farklı yerlerde misafir kalması gerekiyorsa, kullanmaya alışkın olduğu bazı eşyalarını da beraberinde götürmesini sağlayın (örneğin; yatak örtüsü, yastık, resimler gibi).

Sorun 5: Alzheimer hastalığı seyrinde görülen davranış problemleri (Hırçınlık, saldırganlık, ısrarcılık, uygunsuz davranışlar, hayal görme, sanrılar, uyku bozuklukları, duyarsızlık, içe kapanma vb.)

Çözüm önerileri:

  • Problem hastalıktan kaynaklanıyor, hastadan değil !!! Bu gerçeği kabul edin.
  • Her koşulda olabildiğince sakin olun.
  • Suçlamaları veya uygunsuz talepleri kesinlikle üzerinize alınmayın.
  • Suçlamayın, suçlanmayın ve kendinize bunun hastalıkla ilgili olduğunu sürekli hatırlatın.
  • Olaylar veya sözleri hastanın geçmiş kişiliği ya da yaşanan olaylarla ilişkilendirmeyin.
  • Ona sorunu algılaması ve sizinle işbirliği yapması için zaman tanıyın.
  • Aktif veya pasif olarak cezalandırmayın.
  • Mizah gücünüzü yardıma çağırın.
  • Olayın gerçekçi bir sebebi olabilir. Örneğin; açlık, susuzluk, engellenmişlik, can sıkıntısı, mahremiyeti koruma isteği veya yalnızlık korkusu gibi.
  • Dış uyaranları azaltın.
  • Her koşulda onu anladığınızı hissettirin.
  • Becerebilirseniz konuyu değişirin
  • Ortamı yeniden düzenleyin;
    • Televizyonu fişten çekin
    • Gerekiyorsa aynaları kapatın
    • Resimleri ortadan kaldırın
    • Gereksiz/zarar verebilecek eşyaları ortadan kaldırın.
  • İş-uğraş etkinlikleri vb ile dikkatini başka yöne çekin.
  • Güven duygusunu her fırsatta pekiştirin.
  • Kendinizi ve hastayı rahatlatıcı (meditasyon, gevşeme egzersizleri, aromaterapi, masaj vb.) yöntemleri her fırsatta dikkate alın.
11Ağu

Alzheimer Hastalığında Çevre Düzeni

Uzm.Dr.Aslı TUFAN
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Geriatri BD

Yaşlanma ile çok sayıda kronik hastalığın görülme sıklığı artmaktadır. Bu kronik hastalıkların başında demans yer almaktadır. Demans edinsel olarak bilişsel (kognitif) yeteneklerde, günlük yaşam aktivitelerini bozacak düzeyde bozulmalar olmasıdır.

Demansa en sık sebep olan hastalık Alzheimer Hastalığı’dır. Alzheimer Hastalığı evreleri erken, orta ve ağır evre olarak sınıflandırılabilir.

Hafif evre demansı işte ve ev dışında bağımsızlığın bozulmaya başladığı,

orta evre demansı bunlar tümüyle bağımlılaşırken ev yaşamı ve kendine bakımda sorunların başladığı,

ağır evre demansı ise sürekli bakım gereken, tümüyle bağımlı bir durum olarak tarif edebilir.

Demanslı yaşlıların bakımı önemli bir sosyal problemdir. Bu sebeple uygun bir çevre düzeni yaratılmalı ve evde gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır.

İdeal Çevresel Düzenleme

  • Eski çevre koşullarına benzer ve aşinalık hissi uyandırması önemlidir.
  • Yaşlıların alışkın olduğu şekilde yaşamaları sağlanmalıdır.
  • Uygun olmayan bir çevre demans hastalarının yaşam kalitesini kısıtlar ve hastalığın semptomlarında kötüleşmeye yol açabilir.

Kişisel Oda Düzeni

  • Öncelikle kişinin kendi özel odasının düzenlenmesi önemlidir.
  • Yaşlının özel eşyaları ve mobilyaları kullanılmalıdır.
  • Oda duvarlarına yaşlının görebileceği büyüklükte eski fotoğrafları asılmalıdır.
  • Göreceği yerde saat ve takvim olması sağlanmalıdır.
  • Duvar boyasında sıcak rahatlatıcı renkler seçilmelidir.
  • Yaşlının alışkın olduğu nevresim ve perdeler seçilmelidir.
  • Tuvalet ihtiyacını karşılayabilen bir demanslının banyosu ulaşımı kolay, odasında oturduğu yerden görülebilecek şekilde dizayn edinmelidir.

Koridorların Düzenlenmesi

  • Koridorlar karmaşık olmamalıdır.
  • Koridorlar iyi aydınlatılmalıdır.
  • Zemin ile duvar kontrast renklerden oluşmalıdır.
  • Kapılara oda isimleri yazılabilir.

Mutfak Düzeni

  • Yemek alanlarında televizyon bulunmamalıdır.
  • Kafa karıştıran motif ve desenli duvar kâğıtları ve boyalardan kaçınılmalıdır.
  • Masa sınırlarının belirlenmesi için kenarları vurgulanmalıdır.
  • Masa-tezgâh–sandalye gerektiğinde tekerlekli sandalye yüksekliğine uygun ayarlanmalıdır.
  • Dolap–ocak kilitleri bulundurulmalıdır.
  • Sıvı deterjanlar konusunda önlem alınmalıdır.
  • Kaşık-çatal aparatları muhafaza altında olmalıdır.

DÜŞMELER

Toplumda yaşayan yaşlıların yüzde 30-40’ı her yıl düşer. Düşen yaşlıların yüzde 20-30’unda ciddi problemler olur. Düşmeden sonra yaşam kalitesi belirgin olarak bozulabilir.

Düşme Durumunda Yapılabilecekler

  • Yaşlılara düşmeleri engellemek için önerilerde bulunulmalı
  • Egzersiz (özellikle dengeye yönelik)
  • Güvenli davranışlar
  • Çevresel faktörlerin azaltılması
  • İlaçların gözden geçirilmesi

Çevresel-kişisel faktörlerin düzeltilmesi

ANTRE

  • Yürürken çarpıp düşmeye yol açabilecek objeler olmamalıdır.
  • Kaymayan zemin ve halı tercih edilmelidir.
  • Merdivenler eşit, uygun genişlik ve yükseklikte olmalıdır.
  • Merdivenlerin her iki tarafında sağlam tırabzan bulunmalıdır.
  • Merdivenler ve giriş iyi aydınlatılmalıdır.
  • Merdivenlerin başlangıç ve bitiminde, kat aralarında ışınımlı lamba anahtarı olmalıdır.
  • Kapı girişindeki eşik çok yüksek olmamalıdır.

OTURMA ODASI

  • Elektrik kabloları yürünen alanlarda halı altında olmamalıdır.
  • Sandalye ve kanepeler sağlam ve güvenli olmalı,
  • eğilme ya da sallanma yapmamalıdır,
  • çok yüksek ya da çok derin olmamalı,
  • kolaylıkla kalkılabilmeli,
  • oturma ya da ayağa kalkmada yardımcı kollukları olmalıdır.
  • Işınımlı lamba anahtarları girişin hemen yanında olmalıdır.
  • Yürüyüş için geçiş alanları yeterli olmalı, mobilyalar duvarlara doğru yerleştirilmelidir.

MUTFAK

  • Mutfakta direkt olarak dışarıya açılan ya da kullanılmayan boşluklara uzatılan boru şeklinde baca/havalandırma sistemi bulunmalıdır.
  • Tezgah yüzeyi çok yüksek olmamalı, kişi üzerindekileri kolayca alabilecek durumda olmalıdır.
  • Lamba anahtarları kapının yakınında ve yeterli yükseklikte olmalıdır.
  • Hem sıcak hem soğuk su akışını sağlayan yuvarlak olmayan tek kontrollü musluklar kullanılmalıdır.
  • Yere dökülen sıvılar hemen kurulanmalıdır.
  • Yaşlı mutfakta çalışırken uzun ya da sarkıntılı olup tutuşmaya neden olabilecek kıyafetler giymemelidir.
  •  Yeterli aydınlatma olmalıdır.
  • Doğal gaz kullanılıyorsa alev ya da arıza anında otomatik gaz kesim sistemi olmalıdır.
  • Ocak, ısıtıcı vb. araçların düğmelerinin açık kapalı durumları kolayca fark edebilecek biçimde işaretletmiş olmalıdır,
  • yanıklara engel olacak şekilde fırının ön tarafında olmalıdır,
  • yakınında kolayca tutuşabilecek maddeler ve cisimler olmamalıdır.

BANYO

  • Banyo düzeni yaşlıların kaymalarını, çarpmalarını önleyecek biçimde olmalıdır.
  • Küvet, duş ve gereken yerlerde tutunmayı sağlayacak tutamaklar konulmalıdır.
  • Yerler ıslak bırakılmamalı, kaymayan terlikler kullanılmalıdır.
  • Elektrikli aletler kullanılmadığı zaman fişleri prizden çıkarılmalı, kabloları ortalıkta olmamalıdır, ıslak alanlardan uzak tutulmalıdır.
  • Kolay ayarlanabilir musluk kullanılmalıdır.
  • Kullanılan fayanslar kaymayan ve paspas tutucu özellikte olmalıdır.
  • Banyo kapısı dışa açılır olmalıdır.
  • Havalandırma sistemi ve sıcak kaynağı (kazan/soba) güvenliği olmalıdır.
  • Tuvalet, duş, banyo küveti yakınında duvarda yatay eksende iyi sabitlenmiş tutunma kolu olmalıdır.

YATAK ODASI

  • Mümkünse yatak başı lamba tercih edilmelidir.
  • Yatak odasından banyo/tuvalete giden koridorda gece lambası kullanılmalıdır.
  • Yatak etrafında bol miktarda yürüyüş yolu bırakılmalıdır.
  • Telefon, bardak, ilaçlar gibi önemli maddeleri koyabilecek küçük sabit masa/komidin olmalıdır.
  • Giyinirken oturulabilecek, kollukları olan, sağlam bir sandalye bulundurulmalıdır.
  • Duvardan-duvara, düzgün serilmiş halı tercih edilmelidir.
  • Telefon prizi bulunmalıdır.
  • Sık kullanılan eşya ve giysiler kolay erişilebilecek yerlerde bulunmalı, tabure/sandalye üzerine çıkmadan ulaşılabilmelidir.
  • Isıtıcı, elektrikli battaniye vb. açıkken uyunmamalıdır.

DOLAPLAR

• Sık kullanılan eşyaları, omuz-diz seviyesinde olacak şekilde yerleştirilmelidir.

• Ecza dolabındaki ilaçları kolay ulaşılabilir şekilde yerleştirilmelidir.

• Tezgâh altı dolapların raylı olması tercih edilmelidir.

• Tezgâh üstü dolapların erişilebilir olmasına özen gösterilmeli ve fazla güç harcamadan açılabilen kapaklar kullanılmalıdır.

• Üst raflara ulaşımda denge destekleyici dayanma tutanakları olan merdiven tabureleri kullanılmalıdır.

11Ağu

Alzheimer Hastalığı ve Egzersiz

Prof. Dr. Füsun UYSAL
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi FTR Kliniği

Alzheimer hastalarında düzenli egzersiz, tüm bireylerde olduğu gibi, kalp damar sistemi ve bağışıklık sisteminde gelişme sağlarken kas gücü ve dayanıklılığında da artmaya hizmet eder. Hangi evrede olursa olsun Alzheimer hastalarında uygulanan egzersizin, düşme ve buna bağlı kırıkları azalttığı da gösterilmiştir. Düzenli egzersiz programları Alzheimer Hastalığı’na ait bulgulardan bazılarına da yararlıdır.

Yapılan tıbbi çalışmalar, egzersiz yapan Alzheimer hastalarında depresyon ve davranışsal problemlerin daha az görüldüğünü, hafıza ve sosyal becerilerde gelişme olduğunu göstermiştir.

Burada önemli olan, yapılacak egzersizin hastalığın dönemine uygun olması gerektiğidir. Bu nedenle, mutlaka bu konuda uzman bir doktora danışılarak kişiye özel bir egzersiz programı düzenlenmesi gerekir.

Önerilen egzersiz programı:

Alzheimer’da yapılan egzersizin hastada esneklik, kuvvet, dayanıklılık ve denge artışı sağlaması gerekir. Örnek bir egzersiz programında şu aşamalar olabilir:

  1. 5 dakikalık hafif germe egzersizleriyle ısınma
  2. 20 dakikalık aerobik egzersiz (yürüme veya egzersiz bisikleti)
  3. Güçlendirme egzersizleri
  4. 10 dakika boyunca germe egzersizleri ile soğuma

Hastanın haftada üç ya da dört gün bu egzersiz programını sürdürmesi önerilir.

Egzersiz programına başlamadan önce:

  1. Hastanın doktoruna danışılması ve tıbbi bir kontrolden geçmesi gerekir. Eklem romatizması ve yüksek kan basıncı gibi sağlık problemleri, egzersizin güvenli olarak yapılması açısından bazı kısıtlamalara neden olabilir.
  2. Kişiye uygun egzersiz programının oluşturulması için bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının durumu değerlendirmesi ve hastaya uygun gözetimli egzersiz programını oluşturması gerekir.
  3. Tüm hastalarda egzersiz seanslarına çok yavaş başlanmalı, bazen sadece beş dakikalık bir egzersiz programıyla başlayıp aylar içerisinde birer dakika artırarak toplamda 30 dakikaya çıkılması hedeflenir.
  4. Hastaya her aktivitenin tam olarak gösterilmesi ve hastadan bire bir takip etmesinin istenmesi gerekir.
  5. Hastanın sıkılmaması için aktivitelerin çeşitlendirilmesi ve ilginç hale getirilmesi önerilir.

Egzersiz tipleri:

Hastanın yaşamı içerisinde yapmaktan hoşlandığı bir spor varsa, onu mümkün olduğunca sürdürebilmesi sağlanabilir. Bunun dışında en uygun egzersiz önerileri:

  1. Yürüme: En ucuz ve hiçbir ekipman gerektirmeyen ve hemen her yerde yapılabilen bir egzersizdir. Özellikle Alzheimer hastalarında sık görülen dolaşma ihtiyacı için de uygundur. Mutlaka güvenli bir ortamda ve gözetim altında yapılması gerekir.
  2. Bisiklet: Hastada diz ve kalça problemi olmadığı takdirde ve doktor tarafından uygun bulunduğunda egzersiz bisikleti kullanılabilir.
  3. Kuvvetlendirme egzersizleri: Spor salonunda veya evde yine gözetim altında düşük ağırlık ve çok tekrar prensibine dayanan küçük ağırlık çalışmaları yapılabilir.

Egzersizin takibi:

Alzheimer hastasının egzersizle sağladığı gelişmenin izlenmesi önemlidir. Bu nedenle hastanın yürünme mesafesi, egzersiz süresi, kaldırdığı ağırlık ve tekrar sayısı gibi bilgilerin kaydedilmesi gerekir. Örneğin kişinin 5 dakikada yürüdüğü mesafenin artması, hastanın aerobik kapasitesinin, yani dayanıklılığının geliştiğinin bir göstergesidir.

Güvenlik tedbirleri:

  1. Dış ortamda yapılan egzersizler için mutlaka güvenli bir ortamın oluşturulması ve hastanın mutlaka kontrol edilmesi gerekir.
  2. Hastanın ağırlıklarla çalışırken mutlaka gözetim altında olması gerekir.
  3. Hastanın ağırlıkları düşürmesi ihtimaline karşın, uygun kalın ayakkabılar giymesi gerekir.
  4. Hasta egzersiz yaparken konuşabiliyorsa aerobik olarak rahat bir durumda olduğu kabul edilir. Hasta egzersiz yaparken konuşmakta zorlanmaya başlarsa biraz yavaşlaması gerektiği anlaşılır.
  5. Açık havadaki aktiviteler için güneş koruyucuları ve uygun giyimin sağlanması, mutlaka bir şapka takılması önerilir.
  6. Hastanın egzersizden önce, sırasında ve sonrasında bolca su içmesi sağlanmalıdır.
  7. Hasta kendini yorgun ve halsiz hissettiği takdirde, ya da herhangi bir ağrısı olduğu durumda aktivitenin durdurulması ve bir doktora başvurulması gerekir.

Alzheimer hastalarında egzersizin birçok sistem üzerindeki olumlu etkisinin yanı sıra hastalığın sonuçları üzerinde de olumlu etkileri olduğu unutulmamalıdır. Ancak bu etkilere ulaşabilmek için mutlaka doktor önerisiyle planlanmış ve hastaya özel bir egzersiz programının yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerekir.

11Ağu

Alzheimer Demansı ve Uyku

Doç. Dr. Gülçin Benbir
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji ABD Uyku ve Bozuklukları Birimi

Yaşla birlikte insan vücudunda birçok fizyolojik değişiklik izlenir. Ancak uykuyla ilgili değişiklikler muhtemelen uyumu en zor olan değişikliklerdir. Altmış beş yaş ve üzerindeki kişilerde yüzde 40-65 oranında uykuyla ilişkili şikayet bildirilmektedir. En sık bildirilen şikayetler arasında geç dalma, gece içi sık uyanma, sabah erken kalkma ve uyuyamama yer almaktadır. Yaşlanmayla birlikte derin uyku evre süresi azalmaktadır. Bunun sebebi uyku hormonlarındaki azalma olabileceği düşünülmektedir. Buna bağlı olarak sıklıkla erken uyku fazı sendromu gelişir; yani akşam saat 19:00-20:00 civarında uyku başlar ve sabaha karşı saat 03:00-04:00 civarında son bulur. Aslında yaşlı kimseler bu saatlere riayet ettiklerinde pek fazla sorunla karşılaşmazlar, ancak bu alışılmadık saatler kişinin günlük aktiviteleriyle örtüşmediğinden eski ritimlerini devam ettirtmek isteyen yaşlı kimseler sorun yaşamaya başlarlar.

Uyku değişikliklerinin nedeni çok sayıdadır; bunlar arasında (1) uykuyu oluşturan beyin yapılarındaki değişiklikler, (2) uyku hastalıkları, (3) diğer dahili ya da psikiyatrik hastalıklar ve (4) çoklu ilaç kullanımı sayılabilir. Yaşlanmayla birlikte ışık maruziyetinin süresi ve şekli de değişmektedir. Nitekim, yaşam koşulları çoğunlukla evde ya da kapalı mekanlarda kısıtlanır. Işık hassasiyeti de yaşlanmayla birlikte değişir. Işık maruziyetinin azalması da uyku düzenini negatif yönde etkilemektedir.

Toplumda en sık görülen bunama tipi, Alzheimer demansıdır. İlerleyici unutkanlığa bağlı gelişen sosyal sorunlara ek olarak izlenen uyku bozuklukları da hasta ve hasta yakınları açısından ciddi sorunlar oluşturabilmektedir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte, özellikle ileri evrelerde oldukça sık olarak karşılaşılmaktadır. Nitekim yukarıda bahsedilen ve sağlıklı yaşlılarda dahi görülen sorunlar, Alzheimer hastalarında daha belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. Bulundukları ortama karşı uyumlarının azalması ve kendi hareketlerini kontrol edememeleri nedeniyle uyku düzensizliğine bağlı sorunları daha belirgin yaşamaktadırlar. Bu hastaların uyku-uyanıklık düzeni bozulmuştur. Kimi hastada günde 16 saate varacak düzeyde aşırı uyuma şeklinde bir uyku düzeni gelişirken, çoğu hastada gece veya gündüz değişken bir biçimde toplam 3-4 saat uyuma şeklinde bir düzensizlik görülür. Bu hastaların gece uykuları sık olarak bölünür, geceleri huzursuz ve amaçsız gezinmeler izlenir. Sabah ise erken saatte uyanırlar ve gün içinde sık sık uykuları gelir.

Uyku sorunları yaşayan Alzheimer hastaları için yapılacak bazı önlemler şu şekilde sıralanabilir:

  1. Yatış ve kalkış saatlerinin daha sabit ve net bir şekilde uygulanması gerekir. Hastayla birlikte ev ahalisinin de yatış pozisyonuna geçmesi, ışıkların kapatılması ve yatağa gitmeyle ilişkili davranışların bir adet haline getirilerek her gece uygulanması bunu kolaylaştıracaktır. Tam karanlık bazı hastalar için rahatsızlık verici olabilir, bu nedenle gece lambasıyla loş bir aydınlatma kullanılması önerilir.
  2. Doktorunuza sormadan uyku ilacı kullanmayınız. Bu tür ilaçlar, uygun şekillerde kullanılmadığında, hastadaki kafa karışıklığını arttırabilmektedir.
  3. Yatmadan 2-3 saat öncesinden itibaren, aşırı uyaran içeren aktivitelerden kaçınılmalıdır. Bunun yerine sakin ve loş bir ortamda oturmak, sakin bir müzik dinlemek ve hafif yiyecekler atıştırmak yardımcı olacaktır. Yine bu dönemde çay ya da kahve gibi uyarıcı etkileri olan içeceklerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır. Bu uygulamayla gece tuvalete kalkma da engellenecektir. Yatmadan önce son bir kez tuvalete gidilmesi de önerilir.
  4. Yatmadan önce ertesi güne dair planların ya da diğer heyecan oluşturabilecek konular konuşulmamalıdır. Aksine, her şeyin yolunda olduğuna dair telkin edici konuşmalarda bulunun.
  5. Sabah kalkış saati mümkün olduğunca sabit tutulmalı ve aydınlık ışık alan bir odada perdeler açılarak gündüz uyanıklık sağlanmalıdır. Öğlen saatlerinde (öğle 12:00 ile 14:00 arasında) bir saati geçmeyecek şekerleme önerilmektedir.
  6. Zorlu fiziksel aktiviteler günün erken saatlerinde yapılmalıdır. Ancak akşam saatlerine yorgunluk sağlaması amacıyla düzenli olarak ev içinde yapılabilecek bir işle görevlendirilmelidir.
  7. Tüm önlemlere karşın hastanın uyumasında sıkıntılar yaşanıyorsa, hastanın akşam saatlerinde yatak dışı uyuyakaldığı yerde uyumasına izin verilebilir.
  8. Hiç uyuyamadığı hallerde, aşırı aktivasyona neden olmayan el oyalayıcı işler verilebilir.
  9. Tüm önlemlere karşın devam eden şikayetler için takibinde olduğunuz doktorunuza danışmalısınız.

Bunların yanı sıra, Alzheimer hastalarında diğer uyku bozuklukları da daha sık görülür. Gece horlama ve nefes tıkanıklığı, huzursuz bacaklar sendromu ve gece krampları, ya da gece bağırma veya vurmayla şekillenen rüyayı yaşama hastalığı gibi durumlarda, doktorunuzla iletişime geçmelisiniz. Nitekim, bu uyku bozukluklarının çoğu tedavi edilebilir ve gerek hastanın gerekse hasta yakınlarının yaşam kalitesini arttırabilir.

11Ağu

Alzheimer Hastalığında Görülen Tıbbi ve Fiziksel Sorunlar

Prof. Dr. Neşe Tuncer Elmacı
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD

Erken tanı ve tedavi yöntemlerindeki ilerlemeler ve toplumlarda sağlık bilincinin gelişmesine paralel olarak beklenen yaşam süresi uzamaktadır. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer Hastalığı görülme sıklığı artmıştır. Alzheimer hastalığının yaşla birlikte görülme sıklığı arttığından ileri yaşlarda görülen diğer sistemik hastalıklardan etkilenme olasılığı Alzheimer hastalarında oldukça yüksektir. Alzheimer Hastalığı’nda sıklıkla yapılan hata tüm yakınmaları hep var olan Alzheimer tanısı ile açıklamaya çalışmaktır.

Alzheimer Hastalığı’nda rastlanabilen hastalıklar

  • Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
  • Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
  • Kalp Damar Hastalıkları
  • Kalp Yetmezliği
  • Enfeksiyonlar
  • Tiroid bezinin Fonksiyon Bozuklukları
  • Osteoporoz (Kemik Erimesi)

Hipertansiyon:

Yapılan çalışmalarda 70 yaş ve üzerinde yüksek tansiyon geliştirme riski yüzde 70 olarak bulunmuştur. Yüksek tansiyonlu yaşlı hastaların yüzde 88’inde 1 ve yüzde 61’inde eşlik eden 2 hastalık (kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği vs) bulunmaktadır. Yüksek tansiyondan kasıt yinelenen ölçümlerde kan basıncının 140/90 üzerinde değerler olması olarak özetlenebilir.

Yaşlı hastalarda tansiyonun yüksek olması kadar düşük olması da risklidir. Tansiyon çok düşerse beyine giden kan azalır ve beynin dolaşımı bozulabilir. Yaşlılarda kan basıncı ayağa kalkmakla aniden düşebilir bu durum düşmelere sebebiyet verebilir. Bir diğer tehlike ise, yaşlılarda tansiyonu çok fazla ve hızlı düşürmek için dilaltı ilaçlar kullanmaktır.

Yüksek tansiyon saptandığında yapılması gerekenler:

Önce tekrarlayan ölçümlerle tansiyon yüksekliğinden emin olunmalıdır. Yaşam tarzı değişiklikleri ilaç tedavileri kadar etkili önemlidir. Bunlar; diyet, kilo verme, yapılabilirse egzersiz ve yürüyüş, tuzun kısıtlanması (6 gr/gün), meyve ve sebzeden zengin düşük yağ içerikli diyet, eşlik eden başka sağlık problemlerinin araştırılmasıdır.

İlaç tedavilerinde prensipler ise küçük dozlar başlanıp arttırılması, kan basıncını çok düşürmemek, ilaç altında kontrol ölçümler yapmaktır. Bu hastalarda kan tahlilleri, kalp tetkikleri yapılması ve iç hastalıkları uzmanı, aile hekimiyle görüşmek uygun olacaktır.

Şeker hastalığı:

2002 yılında yapılan TURDEP çalışmasında yaşlılarda şeker hastalığı sıklığı erkeklerde yüzde18, kadınlarda yüzde 22’dir.

Şeker hastalığı bulguları:

    • Çok su içme, çok idrara çıkma
    • Yaşlı ve Alzheimer hastalarında vücutta susuzluk bulguları, zihin bulanıklığında artma, ajitasyon, görmenin kötüleşmesi, kilo kaybı şeker hastalığının belirtilerinden olabilir.
    • El ayaklarda yanma, uyuşma, kol bacaklarda ağrılı güçsüzlük hali
    • Kilo kaybı, idrar yolu enfeksiyonu

Tedavi: Hastaya göre karar verilmelidir. Diyetle başlanmalı ve ileri yaşta HBA1C 6.5-7.5 arasında, açlık kan şekeri ise 90-126 mg arasında tutulmalıdır. Tokluk şekeri için ileri yaşta sınır değer 180 mg.dır. Takipte: Kilo, tansiyon, kan şekeri, böbrek testleri kontrolleri yapılır.

Kalp ve beyin damar hastalıkları:

70 yaş üzerinde kalp damar hastalığı oranları yüzde 70’lere çıkmaktadır. Beyin damar hastalıkları, beyin kanaması ve damar tıkanıklığı daha çok uzun süreli sigara içenlerde, yüksek tansiyonu olanlarda, kontrolsüz şeker hastalığı varlığında, kolesterol yüksekliği ve şişmanlık durumunda görülmektedir.

Kalp-beyin damar hastalıklarından korunmada diyet, tansiyon, kolesterol ve şeker kontrolü, kan sulandırma amaçlı düzenli asetil salisilik asit (aspirin) kullanımı önerilmelidir.

Kalp yetmezliği bulguları ise yürümekle veya yatarken nefes darlığı, egzersize tolerans bozukluğu, bacaklarda şişme, geçmeyen öksürük, uykusuzluk, kilo kaybı, bulantı, bayılma, gece idrara kalkma, yorgunluk, uyku halidir. Alzheimer Hastalığı’nın bir bulgusu olarak düşünülen davranış değişikliği, kafa karışıklığında artış, sinirlilik pekâlâ bir kalp yetmezliği göstergesi olabilir.

Kalp yetmezliğine neden olan faktörler; kalp damar daralması, yüksek tansiyon, şeker, kalp kapak hastalıkları, kansızlık, tiroid bezinin az veya fazla çalışmasıdır. Kalp yetmezliği tedavisinde kalp kasını kuvvetlendiren ilaçlar, idrar söktürücüler, tansiyon ilaçları, kalp ritmini düzenleyen ilaçlar kullanılmaktadır.

İdrar yolu enfeksiyonu:

Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür. Bulguları; idrar yaparken yanma, idrar sıklığında artma ve kaçırmadır. Demans hastalarında bulgular anlaşılmayabilir.

Zihinsel bulanıklıkta artış, huzursuzluk, ajitasyon, iştahsızlık, idrar karakterinde değişiklik idrar yolu enfeksiyonu bulgusu olabilir. Ateş her zaman görülmeyebilir. Böyle bir durumda idrar tahlili ve kültürü yapmak gereklidir. Tedavide, 10-14 gün antibiyotik kullanılmalı bulgular tekrarlarsa böbrek taşı, böbrek iltihabı, prostat düşünülmelidir.

Alt solunum yolu enfeksiyonu (Zatürre):

Özellikle şeker, kalp yetmezliği, akciğer hastalığı olan alkol kullanmış hastalarda daha tehlikeli geçer ve öldürücü olabilir! Öksürük ve nefes darlığı varsa ateş en önemli bulgularıdır. Öksürüğe nefes darlığı da eşlik etmeye başladıysa, kalp yetmezliği aniden ortaya çıktıysa, ateş yüksekliği 4 günden uzun sürdüyse mutlaka film çektirmelidir. Takipte antibiyotik başlanan hastalarda 3 gün içinde düzelmenin başlamaması, ateşin 4 günden uzun sürmesi, nefes darlığının artması, hastanın su içemez hale gelmesi, uyuklama, bilinç bulanıklığının gelişmesi durumunda hastaneye başvurulmalıdır.

Yutma fonksiyonu bozuk yemek yerken veya su içerken sık öksüren Alzheimer hastalarında bir diğer zatürre nedeni ise akciğere gıdaların kaçmasıdır. Bu durum burundan nazogastrik tüple beslenen hastalarda da sık görülmektedir. Mideden takılan borularla beslenmede pek görülmez. Kötü ağız ve diş bakımı olanlarda zatürre daha sık görülür.

Zatürreden korunmada grip ve zatürre aşıları önem taşımaktadır. Aşı uygulaması 65 yaşından büyüklere, bakım ve huzurevinde yaşayanlara, süreğen kalp, akciğer, böbrek hastalığı olanlara, şeker hastalarına ve kan hastalığı olanlara önerilmektedir.

Tiroid bezi fonksiyon bozuklukları:

Özellikle yaşlı kadınlarda tiroid bezi fonksiyon bozuklukları sık görülür. Yaşlanmayla ilişkilidir, vücudun kendisi hastalığa neden olur. Bez az çalışıyorsa yorgunluk, bitkinlik, hareketsizlik, unutkanlıkta artma, kansızlık, üşüme, vücutta ödem meydana gelebilir demans bulgularını kötüleştirir.

Kemik erimesi (Osteoporoz):

İleri yaşta sık görülen kemik erimesi D vitamini eksikliği ve kalsiyum düşüklüğü ile birebir ilişkilidir. Daha çok, evde ve dışarıya çıkarılamayan hasta grubunda güneş ışığından yetersiz yararlanma sonucu D vitamini vücutta üretilemez ve yetmezliği ortaya çıkar. Kemik erimesi olanlarda çok çabuk kırıklar oluşabilir, yaygın kemik ağrıları olabilir. Zamanla vücut öne bükülür. Kalsiyum ve D vitamini takviyesi önemlidir.

Felç geçirme:

Ani başlayan nedeni bilinmeyen şiddetli baş ağrısı, bilinç bulanıklığı ve bilinç kaybı, konuşma ve anlamanın aniden daha da bozulması, vücudun bir yarısında tutmazlık, ani görme kaybı Alzheimer hastasında bir felç geçirme durumunun habercisi olabilir.

Kabızlık:

Alzheimer hastalarında hareketsizlik ve sağlıklı beslenememe nedeniyle kabızlık sık görülmektedir. Bu durum hastanın huzurunu kaçıran ve ajitasyona neden olan bir etkendir. Önlemede lifli besleme, yeşil sebzeler, kayısı gibi doğal yollara başvurulması eğer çözüm olmuyorsa bağırsak yumuşatıcılar, fitiller önermekteyiz.

Alzheimer hastalarında zihinsel durumu hızla bozan nedenler:

Kan şekeri düşmesi, kanda sodyum (tuz) düşüklüğü, kalsiyumun düşmesi, kanda oksijenin düşmesi, bazı ilaçlar, tüm enfeksiyonlar, beynin başka hastalıkları (menenjit tümör gibi).

11Ağu

Sağlıklı Bir Yaşlılık İçin Beslenme

SPOT: “Sağlıklı yaşlanma sürecinde etkili olan çok önemli antioksidanlar; çinko, potasyum, b grubu vitaminleri, selenyum, e vitamini, c vitamini, resveratrol, beta karoten gibi vitamin ve mineraller oluşturmaktadır. Bu vitamin ve minerallerin doğru ve yeterli alımı hem daha kaliteli bir yaşlanma süreci sağlıyor hem de birçok hastalıktan koruyor.”

Hülya Çağatay

Yaşlılık; beden yapısı ve işlevinde zaman içerisinde oluşacak bozulmaların birikimidir. Elbette önlenemez bir durumdur yaşlanmak ama daha kaliteli ve sağlıklı yaşlanmak bizim elimizdedir. Dış etkilerle veya serbest radikaller dediğimiz zararlı bileşikler ile hücrelerde oksidasyon stresi adı verilen moleküllerin bozulmasına neden olan durum oluşabilmektedir. Bu bozulma ile savaşan bileşiklere ise günümüzde bolca duyduğumuz antioksidanlar denir.

Başarılı ve kaliteli bir yaşlanma için; bol antioksidan alımı, doğru beslenme ve tabii ki mutluluk büyük önem taşır.

Sağlıklı yaşlanma sürecinde etkili olan çok önemli antioksidanlar; çinko, potasyum, b grubu vitaminleri, selenyum, e vitamini, c vitamini, resveratrol, beta karoten gibi vitamin ve mineraller oluşturmaktadır. Bu vitamin ve minerallerin doğru ve yeterli alımı hem daha kaliteli bir yaşlanma süreci sağlıyor hem de birçok hastalıktan koruyor.

Yaşlanma sürecinde çok büyük önem taşıyan bir konu da şüphesiz ki ideal ağırlıkta olmaktır. Yüksek ağırlıkta olmak her zaman dezavantaj yaratacaktır ve peşin sıra sağlık problemlerini ortaya çıkaracaktır. Bu noktada düşük kalorili beslenmek her zaman daha doğru olacaktır. Yaşlanma sürecinde vücudun yağsız kütlesinde azalma olur ve buna bağlı olarak metabolizma hızı düşer, siz her yıl aynı hacimlerde yerken kilo almaya başlarsınız. Bu durum ilerleyen yıllarda kilonun olması gerekenin çok üzerinde olması ve devamında bazı metabolik hastalıkların tetiklenmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle düzenli yorucu olmayan egzersizleri yapmakta ciddi yarar vardır ve aynı zamanda kilo kontrolü sağlamak ve belli ağırlığın üzerine çıkmamak gerekmektedir.

Yaşlılıkla birlikte kemik yoğunluğu azalabilmektedir. Elbette önemli olan genç yaşlarda kalsiyumu ve d vitamini doğru düzeyde alabilmektir fakat yaşlılık döneminde bu gereksinme oldukça artar. Yeterli kalsiyum alımı için günlük tüketilen süt, yoğurt ve peynir miktarına dikkat etmek gerekir. Elbette bu ürünleri az yağlı veya yağsız kullanmak kilo kontrolü bakımından yararlı olacaktır.

D vitamini içeren besinler özellikle Türkiye’de çok az bulunmaktadır. Her gün 15 dakika güneşlenmek yeterli d vitamini alınmasına yardımcı olur fakat yaşlılık döneminde cildin incelmesi ve fazla güneşe çıkamama yine yetersizliğine neden olabilir. Bu nedenle d vitaminini ek olarak almakta fayda vardır.

Vitamin A içeriğindeki karoten ile yüksek antioksidan etkiye sahiptir. Katarakt, prostat kanseri, meme kanseri, kalın barsak kanseri ve kalp hastalıklarından koruyucu etkiye sahiptir. Havuç, domates ve yeşil sivri biber en iyi kaynaklarının başında gelir.

Vitamin C günümüzde bilinen yüksek antioksidan aktiviteye sahip bir vitamindir. Soğuk algınlıkları, kırgınlıkları önlemede ve birçok kronik hastalığa karşı koruyucudur. Turunçgiller, kivi, maydanoz ve yeşil sivri biber yüksek oranda c vitamini içerir. Günde en az 2-3 adet kivi ya da portakal ve bol miktarda maydanoz yemek gerekir.

Quarsetin içeren meyve ve sebzelerin tüketimi özellikle yaşla ortaya çıkabilen kalp damar hastalıklarının oluşumunu engellemede ve aynı zamanda birçok kanser türünden korunmada büyük önem taşımaktadır. Özellikle soğanda ve elmada yüksek oranda bulunmaktadır.

İyi ve kaliteli yaşlanmak dileğiyle…

Yazı dolaşımı